Yaşam

Daha mutlu olmak istiyorsanız bu davranışları hemen bırakın

Uzman terapistler, birçok kişinin farkında olmadan mutluluğunu baltalayan alışkanlıklar geliştirdiğini belirtiyor. Günlük yaşamın parçası haline gelen bu davranışlar, zamanla özgüveni zedeliyor, ilişkileri yıpratıyor ve yaşam doyumunu düşürüyor.

Mutluluğun önündeki engeller çoğu zaman dış koşullara bağlansa da terapistlere göre asıl sorun, kişinin kendi davranış döngülerinde gizli. Uzmanlar, bireyin fark etmeden sürdürdüğü bazı alışkanlıkların ruh sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yarattığını vurguluyor.

Sürekli kendini başkalarıyla kıyaslamak

Özellikle sosyal medya üzerinden yapılan karşılaştırmalar, yetersizlik ve değersizlik hissini besliyor. Öz-şefkat alanındaki çalışmalarıyla tanınan klinik psikolog Kristin Neff, sürekli kıyaslamanın bireyin kendilik değerini aşındırdığını ve mutluluğu doğrudan düşürdüğünü belirtiyor.

“Hayır” diyememek

Herkesi memnun etmeye çalışmak, bireyin kendi sınırlarını ihmal etmesine yol açıyor. Bilişsel davranışçı terapi ekolünün önde gelen isimlerinden Albert Ellis, sınır koyamamanın kronik öfke ve tükenmişlik yarattığını, bunun da uzun vadede ruhsal çöküşe zemin hazırladığını ifade ediyor.

Geçmişte takılı kalmak

Geçmişte yapılan hataları ve pişmanlıkları zihinde tekrar tekrar yaşamak, bugünü deneyimlemeyi zorlaştırıyor. Terapistlere göre geçmişe saplanmak, mutsuzluğu besleyen en güçlü etkenlerden biri.

Duyguları bastırmak

Üzüntü, öfke veya hayal kırıklığını yok saymak kısa vadede rahatlatıcı gibi görünse de uzun vadede kaygı ve stres düzeyini artırıyor. Uzmanlar, duyguların sağlıklı şekilde ifade edilmesinin ruh sağlığı için kritik olduğunu söylüyor.

Kendine karşı aşırı acımasız olmak

Sürekli eleştiren bir iç ses, özgüveni zayıflatıyor. Araştırmalara göre kişinin kendisiyle kurduğu dil, mutluluk düzeyini doğrudan etkiliyor. Kristin Neff, öz-eleştirinin depresyon ve kaygıyla güçlü biçimde ilişkili olduğunu, buna karşılık öz-şefkatin psikolojik dayanıklılığı artırdığını belirtiyor.

Sürekli ertelemek

Yapılması gerekenleri devamlı ertelemek, suçluluk ve başarısızlık hissini artırıyor. Bu durum, zamanla kişinin kendine olan güvenini aşındıran bir döngüye dönüşüyor.

Dinlenmeyi ihmal etmek

Sürekli meşgul olmak ve kendine zaman ayırmamak, ruhsal tükenmişliğe zemin hazırlıyor. Uzmanlar, dinlenmenin bir lüks değil temel bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Kontrol edilemeyen şeylere takılmak

Başkalarının davranışları, geçmişte yaşananlar veya geleceğe dair belirsizlikler üzerinde sürekli düşünmek zihinsel yükü artırıyor. Terapistlere göre mutluluğun anahtarı, kontrol edilemeyeni kabullenebilmekten geçiyor.