Amerikan tarihinin en tuhaf suç hikayelerinden biri olan Patty Hearst vakası, zengin bir medya varisinin kaçırıldıktan sonra bir örgüt militanına dönüşme sürecini anlatıyor. 19 yaşındayken Berkeley’deki dairesinden zorla alınan Patty, kısa süre sonra elinde tüfekle banka soyarken kameralara yansıdı. "Tania" adını alarak kendisini kaçıranlarla omuz omuza savaşan Hearst'ün hikayesi, bugün hala "gerçek bir kurban mıydı yoksa bir devrimci mi?" tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Bir prensesin kaçırılışı ve "Robin Hood" talepleri
4 Şubat 1974’te, medya patronu William Randolph Hearst’ün torunu Patty Hearst, Simbiyonez Kurtuluş Ordusu (SLA) tarafından kaçırıldı. Örgüt, başlangıçta Patty’i tutuklu üyeleriyle takas etmek istedi ancak başarılı olamayınca Hearst ailesinden ilginç bir talepte bulundu: San Francisco’daki yoksulları doyurmak için 2 milyon dolarlık gıda yardımı. Yardım dağıtımı bir faciaya dönüşüp insanlar zehirlenince, rehin tutulan Patty’nin ailesine gönderdiği mesajlar da sertleşmeye başladı.

Varis Patty öldü, Gerilla Tania doğdu
Patty’den gelen ses kayıtları zamanla değişti; artık ailesini "faşistlikle" suçluyor ve kendisinden "Tania" olarak bahsediyordu. Bu değişimin en somut kanıtı ise 15 Nisan 1974’te bir banka soygununda elinde silahla kameralara yansıması oldu. Varlıklı hayatını geride bırakan genç kadın, artık SLA'nın aktif bir üyesiydi. Bu süreçte örgüt üyelerinden Willie Wolfe ile yaşadığı ilişki, psikoloji literatürüne "Stockholm Sendromu"nun en uç örneklerinden biri olarak geçti.

Tutuklanma ve mahkemedeki "beyin yıkama" savunması
18 Eylül 1975'te yakalanan Patty, cezaevine girdiğinde mesleğini "şehir gerillası" olarak tanımladı. Ancak mahkeme salonunda bambaşka bir Patty vardı. Avukatları, onun ağır işkenceler ve cinsel saldırılar yoluyla "beyin yıkamaya" maruz kaldığını savundu. 35 yıl hapis cezası alsa da Başkan Jimmy Carter tarafından cezası indirildi ve 1979'da serbest kaldı. Yıllar sonra Bill Clinton tarafından tamamen affedildi.

Gerçekten aşık mıydı, yoksa kurban mı?
Patty serbest kaldıktan sonra verdiği röportajlarda, Willie Wolfe ile olan ilişkisinin bir aşk değil, tecavüz ve hayatta kalma çabası olduğunu iddia etti. Yaşadığı her şeyin silah zoruyla ve psikolojik baskıyla gerçekleştiğini söyleyen Hearst, hayatının geri kalanını bir oyuncu ve sosyalit olarak sürdürdü. Ancak tarihçiler ve psikologlar hala şu sorunun cevabını arıyor: Patty gerçekten örgüt ideolojisine mi inanmıştı, yoksa sadece yaşamak için mi rol yapmıştı?





