Yaşam

Neden hep aynı tip insanlara âşık oluyoruz? Bilimin yanıtı

Çocukluktan gelen ilişki kalıpları, bilinçaltının “tanıdık olan güvenlidir” algısı ve şemalar… Uzmanlara göre aşk hayatımızda tekrar eden döngülerin nedeni kalbimiz değil, zihnimizin derinlerinde saklı paternler.

Birçoğumuz ilişkilerimizde tekrar eden bir patern fark ederiz: Hep ilgisiz olanlara mı çekiliyoruz, yoksa bizi sürekli kurtarılmaya muhtaç kişiler mi buluyor? "Neden hep aynı tip insanları hayatıma çekiyorum?" sorusu, aslında modern psikolojinin en çok üzerinde durduğu konulardan biri. Uzmanlara göre bu durum, kalbimizin bir hatası değil, beynimizin "tanıdık olanı güvenli sayma" algoritmasının bir sonucu.

Bilinçaltının "ev" hissi: Tanıdıklık prensibi

Psikolojide "Aşinalık Prensibi" (Familiarity Principle) olarak bilinen kurala göre, insan zihni tanıdık gelen uyaranlara karşı daha olumlu tepki verir. Bu durum ikili ilişkilerde şaşırtıcı bir mekanizmayı tetikler: Geçmişte (genellikle çocuklukta) maruz kaldığımız ilişki biçimi ne kadar sancılı olursa olsun, beynimiz bu dinamiği "bildiği bir dil" olarak algılar. Eğer çocukken sevgiyi ancak çok çabalayarak alabildiyseniz, yetişkinlikte de sizi uğraştıran, duygusal olarak ulaşılmaz kişileri "çekici" bulma eğiliminde olursunuz. Çünkü bu kişi, size çocukluğunuzdaki o tanıdık "ev" hissini (acı verici olsa bile) verir.

Tekrarlama zorlantısı: Yarayı aynı yerde iyileştirme çabası

Sigmund Freud tarafından ortaya atılan "Tekrarlama Zorlantısı" (Repetition Compulsion) kavramı, bu döngünün en çarpıcı nedenlerinden biridir. İnsan zihni, geçmişte çözemediği bir travmayı veya karşılanmamış bir ihtiyacı, benzer bir senaryoyu yeniden yaratarak "bu kez çözme" umuduyla hareket eder. Örneğin, mesafeli bir babayla büyüyen bir kadın, bilinçdışı bir motivasyonla sürekli mesafeli erkekleri seçer. Buradaki gizli amaç, o mesafeli erkeği değiştirmek ve onun sevgisini kazanarak geçmişteki o küçük kız çocuğunun yarasını iyileştirmektir. Ancak ne yazık ki sonuç genellikle aynı hayal kırıklığıyla biter.

Şema kimyası: Mıknatıs etkisi

Şema Terapi ekolü, bu durumu "Şema Kimyası" ile açıklar. Her birimizin çocukluktan getirdiği "değersizlik", "terk edilme" veya "kusurluluk" gibi şemaları (kalıpları) vardır. Bu şemalar, onları doğrulayacak kişilere karşı yoğun bir çekim hissetmemize neden olur. Değersizlik şeması olan biri, kendisine saygı duymayan birine karşı inanılmaz bir "elektrik" alabilir. Çünkü o kişi, bireyin kendi hakkındaki "Ben zaten değersizim" inancını doğrular ve bu uyum, paradoksal olarak bir çekim yaratır.

Bu döngüyü kırmak mümkün mü?

Uzmanlar, bu döngüden kurtulmanın ilk adımının farkındalık olduğunu belirtiyor. İlişkilerinizdeki ortak noktaları analiz etmek (hep ulaşılamaz olanlar mı, hep manipülatif olanlar mı?) ve bu paternin geçmişinizdeki hangi figürle eşleştiğini bulmak, seçimi bilinçaltından bilinçli zihne taşır. Sağlıklı ve güvenli bir ilişki ilk başta "sıkıcı" veya "heyecansız" geliyorsa, bu durum aslında şemalarınızın tetiklenmediği anlamına gelebilir.