Yaşam

Türk mutfağının tescilli lezzeti: Beyti kebap

Türk mutfak kültürünün en prestijli lezzetlerinden biri olan Beyti kebap, 1940’lı yıllarda Küçükçekmece’de temelleri atılan ve adını yaratıcısından alan tescilli bir gastronomi mirasıdır.

Dünya gastronomi literatüründe özel bir yere sahip olan Beyti kebap, sanılanın aksine yüzyıllık bir Osmanlı yemeği değil, Cumhuriyet dönemi modern mutfak anlayışının bir ürünüdür. İsmini, bu özel reçeteyi geliştiren Beyti Güler’den alan kebap, ilk olarak 1945 yılında İstanbul Küçükçekmece’de mütevazı bir dükkânda misafirlere sunulmaya başlanmıştır. Etin işlenme biçiminden sunum tarzına kadar pek çok yeniliği barındıran bu yemek, kısa sürede yerli ve yabancı devlet adamlarının, sanatçıların ve gurmelerin vazgeçilmezi haline gelmiştir.

Kasap dükkânından dünya markasına

Beyti Güler’in babasının yanında kasaplık yaparak başladığı meslek hayatı, etin en doğru bölümlerini seçme konusundaki ustalığıyla birleşince ortaya benzersiz bir ürün çıkmıştır. 1940'ların sonunda geliştirilen ve o dönemde "Beyti’nin kebabı" olarak anılan bu lezzet, etin zırh ile çekilmesi ve belirli bir yağ dengesiyle harmanlanmasıyla karakterize edilir. 1983 yılında Florya’daki mevcut yerleşkesine taşınan işletme, mimari yapısı ve servis kalitesiyle Beyti kebabını bir standart haline getirmiştir.

İlham kaynağı İsviçreli bir kasap oldu

Beyti kebabın bugünkü ikonik halini almasındaki dönüm noktası, Beyti Güler’in 1961 yılında İsviçre’ye yaptığı bir seyahattir. Orada karşılaştığı ünlü kasap Müller’in et pişirme tekniklerinden ilham alan Güler, bu modern dokunuşları geleneksel Türk pişirme yöntemleriyle harmanlamıştır. Kuzu pirzola ve filetonun en özel kısımlarının kullanıldığı, iç yağı ile dengelenen bu kebap, kömür ateşinde ağır ağır pişirilerek servis edilmektedir.

Gastronomide tescilli bir "imza" yemek

Geleneksel beyti sunumu, genellikle yufkaya sarılıp üzerine domates sosu ve tereyağı dökülerek servis edilen versiyonuyla bilinse de, Beyti Güler’in orijinal reçetesi etin saf tadını ön plana çıkaran özel bir garnitür dizilimiyle sunulur. Bugün Türkiye’nin tescilli markalarından biri olan Beyti, uluslararası basında "Etin Efendisi" olarak anılan Güler’in titizliği sayesinde orijinalliğini korumaktadır. 80 yıla yaklaşan bu tarihsel süreç, kebabın sadece bir yemek değil, bir sunum sanatı olduğunu kanıtlar niteliktedir.