Rapora göre, küresel ölçekte vergilendirilmeden offshore hesaplarda bulunan servetin yaklaşık 3,5 trilyon dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bunun yaklaşık 2,8 trilyon dolarlık kısmı, dünya nüfusunun en zengin yüzde 0,1’lik diliminin kontrolünde bulunuyor. Bu grubun en tepedeki yüzde 0,01’lik kesimi ise tek başına yaklaşık 1,7 trilyon dolarlık servetten sorumlu.
Dünyanın en zenginleri offshore hesaplarda servet saklıyor
Oxfam’ın vergi politikaları uzmanlarından Christian Hallum, bu durumun yalnızca teknik bir vergi planlaması olmadığını, aynı zamanda güç ilişkileri ve hesap verilebilirlik sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor. Hallum’a göre, ultra zenginler “servet okyanuslarını” saklamaya devam ederken, bu durum sadece muhasebe oyunlarından ibaret değil, aynı zamanda iktidar ve cezasızlık meselesi olarak da görülmeli.
Veriler, offshore finansal varlıkların toplam büyüklüğünün de dikkat çekici seviyelere ulaştığını gösteriyor. 2023’te bu varlıkların 13,25 trilyon dolara ulaştığı ve küresel GSYH’nin yüzde 12,48’ine denk geldiği kaydedildi. Vergilendirilmemiş kısmın ise son yıllarda yaklaşık yüzde 3,2 seviyesinde istikrar kazandığı tahmin ediliyor.
En zengin yüzde 0,1, vergilendirilmemiş offshore fonlarının yaklaşık yüzde 80’ini elinde tutuyor; bu da 2,84 trilyon dolara karşılık geliyor. Hallum’a göre, vergi cennetlerinin iş modeli hâlâ sağlam ve ultra zenginler, servet yöneticileri ve muhasebeciler aracılığıyla her seferinde daha karmaşık ve yaratıcı vergi kaçırma yöntemleri geliştirebiliyor.
Servet vergisiyle finansal şeffaflık öneriliyor
Oxfam, bu kayıp gelirleri geri kazanmak için özellikle Britanya ve diğer G7 ülkelerini ultra zenginler için kalıcı ve artan oranlı servet vergileri getirmeye çağırıyor. Kuruluş, bu tür gelirlerin küresel yoksullukla mücadele, yeşil ekonomiye geçiş ve kamu altyapısını güçlendirme açısından hayati önemde olduğunu belirtiyor.
Hallum, servet vergisinin offshore sorununu tek başına çözmeyeceğini ancak en zengin yüzde 0,1’in tüm vergilendirilmemiş offshore servetin yüzde 80’ine sahip olması nedeniyle, bu kayıp gelirlerin aşırı eşitsizlikten bağımsız düşünülemeyeceğini ifade ediyor. Finansal şeffaflığın artırılması ve eşitsizliği besleyen talebin azaltılması gerektiğini vurguluyor: “İşte bu yüzden ultra zenginlerden alınacak servet vergisine ihtiyaç var.”
Eşitsiz uygulamalar vergi kaçakçılığını arttırıyor
Vergi kaçakçılığıyla mücadelede önemli engellerden biri, Otomatik Bilgi Değişimi (AEOI) sisteminin eşitsiz uygulanması. Singapur ve Britanya Virjin Adaları gibi merkezlerin de aralarında bulunduğu 126 yargı bölgesi, Ortak Raporlama Standardı’na (CRS) katılmış olsa da, Küresel Güney’deki birçok ülke hâlâ sistemin dışında.
Bu durum, uluslararası bir vergi çerçevesi arayışını gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler üye devletleri, Kasım 2024’te BM Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi için müzakere çerçevesini onayladı. Resmi müzakereler 2025’in başında başladı ve mevcut OECD öncülüğündeki sistemden daha kapsayıcı bir yapı oluşturma hedefiyle 2027’ye kadar sürmesi bekleniyor.
Genel tablo, küresel servetin önemli bir kısmının hâlâ vergi sistemlerinin dışında kaldığını ve bunun ekonomik eşitsizliği daha da derinleştirdiğini ortaya koyuyor.





