Kaygı bozuklukları, dünya genelinde en yaygın ruh sağlığı sorunları arasında yer alırken, genç yaşlarda ortaya çıkması nedeniyle uzun vadeli sonuçlar doğurabiliyor. Sosyal medyanın ruh sağlığı üzerindeki etkisi çoğunlukla olumsuz yönleriyle tartışılsa da, Arkansas Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü yeni bir çalışma, bu platformların bazı koşullarda kaygıyı azaltıcı bir rol oynayabileceğini gösterdi.
Sosyal medya destek kaynağı olabilir
Araştırmaya göre, sosyal medya üzerinden duygusal destek aldığını hisseden genç yetişkinler, kaygı belirtilerinde anlamlı düzeyde azalma yaşadıklarını bildirdi. Çalışmada, sosyal medyanın yalnızca kaygıyı tetikleyen bir unsur olmadığı, aynı zamanda destekleyici bir araç olarak da işlev görebileceği vurgulandı. Araştırmacılar, özellikle olumlu etkileşimlerin ve destek algısının, genç yetişkinlerin kendilerini daha güvende ve değerli hissetmelerine katkı sağladığını belirtti.

Kişilik özellikleri belirleyici rol oynuyor
Çalışmanın dikkat çeken bulgularından biri, sosyal medyadan algılanan duygusal desteğin her bireyde aynı etkiyi yaratmaması oldu. Deneyime açıklığı yüksek, dışadönük, uyumlu ve sorumluluk bilinci görece düşük olan bireylerin, sosyal medya üzerinden daha fazla destek algıladığı ve buna bağlı olarak daha düşük kaygı düzeyi bildirdiği tespit edildi. Araştırmacılara göre, bu kişilik özellikleri, bireylerin sosyal etkileşimlere daha açık olmalarını ve çevrimiçi destek mesajlarını daha olumlu yorumlamalarını sağlıyor.
Kadınlarda etki daha güçlü
Psychiatry International dergisinde yayımlanan makalede, sosyal medya kullanımı ile kaygı arasındaki ilişkinin özellikle kadınlar arasında daha güçlü ve doğrusal olduğu ifade edildi. Araştırmacılar, bu bulgunun, sosyal medya üzerinden sunulan duygusal desteğin cinsiyete göre farklı algılanabileceğine işaret ettiğini belirtti.

Geniş kapsamlı veri seti kullanıldı
Araştırma, 18–30 yaş aralığında 2.403’ten fazla ABD’li yetişkinin katıldığı ulusal bir örneklem üzerinden yürütüldü. Katılımcıların kaygı düzeyi, Hasta Tarafından Bildirilen Sonuç Ölçüm Bilgi Sistemi ölçeğiyle ölçülürken; kişilik özellikleri Büyük Beşli Kişilik Envanteri kullanılarak değerlendirildi. Sosyal medyadan algılanan duygusal destek ise katılımcıların popüler platformlardaki deneyimlerine dayalı sorularla belirlendi.
İlişkinin yönü net değil
Araştırmacılar, elde edilen bulguların önemli sosyal sonuçlar doğurduğunu belirtmekle birlikte, ilişkinin yönünün kesin olarak belirlenemediğine dikkat çekti. Sosyal medya üzerinden alınan duygusal desteğin kaygıyı azaltabileceği gibi, düşük kaygı düzeyine sahip bireylerin sosyal medyayı daha destekleyici algılamasının da mümkün olduğu ifade edildi.

“Duygusal farkındalık sağlık için kritik”
Çalışmanın yazarlarından Renae Merrill, insanların kendilerini değerli ve bir gruba ait hissettiklerinde daha iyi ruh sağlığına sahip olduklarını vurguladı. Merrill, hem yüz yüze hem de sosyal medya ortamlarında empati, iletişim ve duygusal farkındalığın artırılmasının, bireylerin sağlık ve refahını güçlendiren temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi.





