Yıllardır bebek sahibi olamayan aileler için tıp dünyasında devrim niteliğinde bir gelişme yaşandı. Yapay zeka destekli yeni bir tarama sistemi, kısırlık tedavisinde başarı oranlarını katlayarak ailelere yeni bir kapı araladı.
Tıp dünyasında dijital dönüşüm, çocuk sahibi olmakta zorlanan çiftlerin hayatını değiştirmeye başladı. Özellikle erkeklerde görülen ve meni içerisinde sperm bulunmaması durumu olarak tanımlanan azospermi vakalarında, geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı noktada yapay zeka devreye girdi. Columbia Üniversitesi tarafından geliştirilen STAR adlı sistem, mikroskobun gözden kaçırdığı hücreleri bularak tıp literatürüne geçti.
Klinefelter sendromu nedeniyle baba olma şansı oldukça düşük görülen Samuel ve eşi Penelope çifti, bu yeni teknoloji sayesinde 2,5 yıllık bekleyişin ardından bebek sahibi oldu. Uzmanlar, bu gelişmenin sadece münferit bir başarı olmadığını, kısırlık tedavisinde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu vurguluyor.
Geleneksel yöntemlerin 40 katı başarı
STAR sisteminin en dikkat çekici özelliği, insan gözünün tespit etmekte zorlandığı nadir hücreleri saniyeler içinde yakalayabilmesi. Makine öğrenimi algoritmalarıyla donatılan sistem, saniyede 300 görüntüyü analiz ederek sperm hücrelerini izole ediyor. Yapılan klinik çalışmalarda, geleneksel mikroskobik incelemelere kıyasla 40 kat daha yüksek bir tespit başarısı elde edildiği kaydedildi.
Bekleme listeleri oluşmaya başladı
Teknolojinin sunduğu bu yüksek başarı oranı, dünya genelindeki doğurganlık merkezlerine olan ilgiyi de artırdı. Son olarak 175 hasta üzerinde uygulanan yöntemde, yüzde 30 oranında sperm hücresi bulunması, uzun yıllardır kısırlıkla mücadele eden çiftler için büyük bir umut ışığı oldu. İlk başarılı doğumların ardından, söz konusu teknolojiye erişmek isteyen çiftler için dünya genelinde uzun bekleme listeleri oluşmaya başladı. Uzmanlar, sistemin yaygınlaşmasıyla birlikte çocuk sahibi olamayan ailelerin yaşadığı mağduriyetlerin önemli ölçüde azalacağını öngörüyor.