Adana'nın gastronomi dünyasında yeni bir sayfa açan 10. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, bu yıl Acısıyla Tatlısıyla On Yıl On’ca Lezzet temasıyla ziyaretçilerini ağırladı. Şehrin merkezindeki hareketliliğin yanı sıra, yüksek rakımlı dağların eteklerinde yetişen doğal ürünlerin sergilendiği stantlar, festivalin en çok ilgi gören noktalarından biri haline geldi. Özellikle Saimbeyli Belediyesi tarafından kurulan stant, bin rakım ve üzerindeki bölgelerin bereketini şehre taşıyarak katılımcılara adeta bir lezzet yolculuğu sundu.
Dağların bereketi sofralara taşındı
Saimbeyli'nin doğal üretim kültürünü yansıtan stantta, bölgenin kendine has ikliminde yetişen ürünler büyük beğeni topladı. Saimbeyli domatesinden dağ nanesine, kekikten kurutulmuş kiraz ve eriğe kadar uzanan geniş bir yelpaze, ziyaretçilerin dikkatini çekti. Ayrıca ev yapımı erişte, doğal sirkeler, bal ve reçel gibi geleneksel yöntemlerle hazırlanan lezzetler, hem damaklara hitap etti hem de bölgenin zengin mutfak mirasını gözler önüne serdi. Saimbeyli Belediye Başkanı Mahmut Dal, bu katılımın ilçenin doğal ürün çeşitliliğini daha geniş kitlelere ulaştırmak adına büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Adana'nın gastronomi kimliğinin sadece kebapla sınırlı olmadığını belirten Dal, şehrin her köşesinin farklı bir lezzet hazinesi barındırdığını ifade etti.
Kadınların el emeği festivale renk kattı
Sadece gıda ürünleriyle değil, aynı zamanda kadınların el emeğiyle dokuduğu kilimler ve el sanatlarıyla da dikkat çeken stant, kültürel bir köprü kurdu. Üretim kültürünü ve el sanatlarını bir arada tanıttıklarını belirten Belediye Başkanı Mahmut Dal, gelecek yıllarda daha fazla ürün çeşidiyle bu festivalde yer almayı hedeflediklerini dile getirdi. Festival ziyaretçilerinden Nazlı Alcan ise stanttaki çeşitlilikten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, organik domateslerden ballara, sirkelerden kurutulmuş meyvelere kadar her şeyin son derece doğal ve iştah açıcı göründüğünü belirtti.
Doğal ürünlere yoğun ilgi
Festival boyunca Saimbeyli standını ziyaret edenler, sadece alışveriş yapmakla kalmadı, aynı zamanda ürünlerin hikayelerini de dinleme fırsatı buldu. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan bu ürünler, modern dünyada doğal beslenmeye olan özlemi bir kez daha kanıtladı. Saimbeyli'nin dağlarından gelen bu doğal lezzetler, festivalin genel atmosferine farklı bir renk katarken, yerel üreticilerin emeklerinin karşılığını alması da memnuniyetle karşılandı. Önümüzdeki yıllarda bu tür etkinliklerin, yerel üretimi desteklemek ve kültürel değerleri korumak adına daha da genişletilmesi planlanıyor.