Adana’da bir dükkan düşünün; içi 40 derece sıcaklıkta, her köşesi tarih kokuyor ve bakırın sesiyle şiir dizeleri birbirine karışıyor. 1970 yılından beri kalaycılık yapan Hulusi Deveci, mutfakların eski gözdesi bakır kapları yeniden parlatırken, bir yandan da baba yadigarı mesleğine olan sadakatini dizelere döküyor.
Dört kuşaklık zanaatın son temsilcisi
Hulusi Usta, 1970 yılından bu yana Kozan ve Adana hattında bakırın ateşle dansını izliyor. Devletten emekli maaşını almasına rağmen dükkanını her sabah açıyor. Babasına verdiği sözü tutmak için çalıştığını söyleyen Deveci, kavurucu sıcaklara aldırış etmeden bakır kapları kalaylıyor. Ona göre bu dükkan sadece bir iş yeri değil, aynı zamanda aile ocağının tüttüğü bir anıt.
Mesleğin son temsilcilerinden biri
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte mutfaklara giren çelik ve teflon, kalaycılık gibi geleneksel zanaatları tarihe gömüyor. Hulusi Usta ise "Ben yapmazsam bu mesleği kim sürdürecek?" diyerek direniyor. Sadece bakırları parlatmıyor; aynı zamanda söz yazarlığı ve bestekarlık yaparak sanatını icra ediyor. Adana’nın sokaklarında bu kadim zanaatın sesi her geçen gün kısılırken, Deveci dükkanında hem bakırları hem de duygularını işlemeye devam ediyor. Bakır kapların mutfaklardan tamamen çekildiği bir gelecekte, bu tür dükkanlar sadece birer anı olarak kalacak gibi görünüyor.