Adana, sinemanın büyülü dünyasını bu yıl çok daha derin ve hayati bir meseleyle birleştiriyor. 33'üncü Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, sadece beyaz perdedeki başarıları değil, aynı zamanda gezegenimizin geleceğini tehdit eden mikroplastik kirliliğini de gündemine alarak dikkat çekici bir dönüşüme imza atıyor. Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda düzenlenen basın toplantısında festivalin bu yılki ana temasının çevre duyarlılığı olduğu açıklandı. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer, festivalin sadece bir eğlence platformu değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç oluşturma aracı olduğunu vurguladı.

Sinemanın gücüyle çevre bilinci yükselecek
Festivalin bu yılki mottosu, denizlerimize, göllerimize, nehirlerimize ve toprağımıza sinsi bir şekilde karışan mikroplastik atıklara karşı bir duruş sergiliyor. Güngör Geçer, sinemanın bakıp da göremediğimiz detayları gösterme gücüne dikkat çekerek, bu yılki festivalin insanlara plastik kirliliği konusunda önemli sorular sordurmayı hedeflediğini belirtti. Antalya'da düzenlenecek olan BM İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi 31'inci Taraflar Konferansı (COP31) ile de örtüşen bu çevre odaklı yaklaşım, Adana'nın sinema aracılığıyla küresel bir soruna yerel düzeyde nasıl yanıt verebileceğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Festival boyunca Adana'nın sinemayla dolup taşacağını ifade eden yetkililer, bu yılki etkinliklerin sadece izleyiciye değil, doğaya da katkı sağlayacağını müjdeledi. Festival kapsamında sinemayla buluşan her bir çocuk adına fidan dikilecek olması, orman yangınlarının yarattığı tahribatın ardından atılan anlamlı bir adım olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitelerden yüzlerce öğrencinin Adana'da ağırlanacak olması, genç nesillerin çevre bilinciyle sinemayı harmanlamasına olanak tanıyacak.

Filistin'deki trajediye sanatsal tepki
Festival Yürütme Kurulu Başkanı Menderes Samancılar, sinemanın aydınlatıcı gücüne vurgu yaparak, iyi bir filmin insanı dönüştüren bir öğretmen olduğunu belirtti. Samancılar, festivalin sadece sanatsal değil, vicdani bir sorumluluk da taşıdığını ifade ederek, İsrail'in Filistin'de gerçekleştirdiği katliamları sert bir dille kınadı. Bu duruşun bir parçası olarak, festival programında Filistin'deki zulmü anlatan NAZA isimli belgeselin gösterimi de yer alacak. Nebil Özgentürk ise 1969 yılından bu yana köklü bir geçmişe sahip olan festivalin 60'ıncı yılına doğru emin adımlarla ilerlediğini hatırlatarak, etkinliğin dünyanın en prestijli festivalleri arasında yer alma vizyonunu koruduğunu belirtti. Özgentürk, Kadir İnanır ve Zülfü Livaneli gibi usta isimlerin belgesellerinin de izleyiciyle buluşacağını duyurarak, festivalin sanatsal derinliğinin altını çizdi.

Geleceğe miras kalan bir festival vizyonu
Festival Yürütme Kurulu üyeleri İsmail Timuçin, Esin Küçüktepepınar, Mahmut Göğebakan ve Hüseyin Orhan'ın da katılımıyla gerçekleşen toplantıda, yarışma kategorileri ve festivalin genel işleyişine dair detaylar paylaşıldı. Esin Küçüktepepınar, festivallerin sinema sanatı için vazgeçilmez birer durak olduğunu belirterek, bu yılki seçkilerin hem estetik hem de toplumsal mesajlar açısından oldukça zengin olduğunu ifade etti. Adana, bu yıl sadece film gösterimlerine değil, aynı zamanda çevre kirliliğine karşı verilen mücadelenin de merkez üssü olmaya hazırlanıyor. Festivalin her aşamasında hissedilen bu duyarlılık, sinemanın toplumsal sorunlara karşı nasıl bir kalkan oluşturabileceğini bir kez daha kanıtlıyor. Adana'nın kalbinin sinemayla attığı bu günlerde, hem çevreye hem de insanlığa dair önemli mesajlar tüm dünyaya duyurulacak.



