Türkiye genelindeki yapı stokunun depreme karşı dayanıklılığı, uzmanlar tarafından yeniden gündeme getirildi. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, ülkedeki bina envanterine dair çarpıcı veriler paylaşarak, milyonlarca konutun olası bir sarsıntı karşısında ciddi risk taşıdığına dikkat çekti. Çak'ın aktardığı bilgilere göre, Türkiye'de aktif olarak kullanılan konut sayısı 26 milyonu bulurken, bu yapıların önemli bir kısmının mühendislik standartları açısından yeniden değerlendirilmesi hayati bir zorunluluk haline geldi.

Bina Yaşı ve Güvenlik İlişkisi
Hıdır Çak, bina yaşının tek başına bir yapının güvenli olup olmadığını belirlemediğini, ancak bazı kritik dönemlerin risk faktörünü artırdığını belirtti. TÜİK'in 2021 yılındaki verileri üzerine son beş yılda inşa edilen yapıların eklenmesiyle ulaşılan 36 milyonluk toplam konut stoğu, Türkiye'nin yapısal profilini gözler önüne seriyor. Özellikle 1980 ile 2000 yılları arasında inşa edilen çok katlı binalar, deprem yönetmelikleri ve malzeme kalitesi açısından en riskli grup olarak öne çıkıyor. Çak, bu dönemde yapılan binaların 1975 deprem yönetmeliğine tabi olduğunu, elle beton dökülmesi ve ağır çıkmalar gibi teknik zafiyetler barındırabileceğini ifade ederek, bu yapıların yaklaşık 6 milyonluk bir risk havuzu oluşturduğunu vurguladı.

Analiz Süreçleri Nasıl İşlemeli
Riskli olduğu düşünülen binalar için izlenmesi gereken yol haritasını da detaylandıran Çak, sürecin bilimsel yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini belirtti. İlk aşamada binaların ön incelemeden geçirilmesi, ardından karot ve profometre gibi teknik yöntemlerle laboratuvar verilerinin toplanması şart. Elde edilen bu veriler, bilgisayar ortamında modellenerek deprem performans analizlerine dönüştürülmeli. Eğer analizler sonucunda binanın riskli olduğu kesinleşirse, güçlendirme çalışmaları gündeme gelmeli. Ancak güçlendirme maliyetinin binanın yeniden yapım maliyetini aşması durumunda, yıkım ve yeniden inşa süreci kaçınılmaz bir seçenek olarak masada duruyor.

Mahalle Bazlı Dönüşümün Önemi
Bireysel binaların incelenmesinin yanı sıra, riskli yapıların yoğunlaştığı bölgelerde daha kapsamlı bir strateji izlenmesi gerektiğinin altını çizen Hıdır Çak, ada veya mahalle bazlı kentsel dönüşüm modellerini işaret etti. Çok sayıda riskli binanın bir arada bulunduğu bölgelerde, sadece tekil binaların güçlendirilmesi yerine, bölgenin bir bütün olarak kentsel dönüşüm alanı ilan edilmesinin daha kalıcı ve güvenli çözümler sunacağını belirtti. Bu yaklaşım, sadece binaların değil, çevresel planlamanın da deprem gerçeğine uygun şekilde yeniden düzenlenmesine olanak tanıyacak. Türkiye'nin yapı stokunu daha güvenli hale getirmek için bu analizlerin bir an önce hayata geçirilmesi, olası afetlerin etkilerini azaltmak adına kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.




