Tarlada üreticinin elinde kalan veya çok düşük fiyatlarla satılan ürünlerin, market raflarına ulaştığında neden on katına çıktığı sorusu, gıda enflasyonuyla mücadele eden vatandaşın en büyük gündemi olmaya devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından büyük dağıtıcı firmalara yönelik başlatılan fiyat manipülasyonu soruşturması, tedarik zincirindeki çarpıklıkları bir kez daha gözler önüne serdi. Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, bu zincirin kontrolsüzlüğü nedeniyle hem üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını hem de tüketicinin fahiş fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Tarladan markete uzanan fiyat uçurumu
İncefikir, bahçede 6-7 lira gibi düşük rakamlara alıcı bulan bir ürünün, market raflarında 60-70 liraya kadar yükselmesinin kabul edilemez bir tablo olduğunu ifade etti. İşçilik, nakliye, paketleme ve komisyon gibi kalemlerin maliyetleri artırdığı bir gerçek olsa da, aradaki fiyat farkının bu masraflarla açıklanamayacak kadar büyük olduğunu vurguladı. Özellikle tarlada dökülen veya alıcı bulamayan sarımsağın marketlerde 120 liraya kadar satılabilmesi, sistemdeki denetimsizliğin ve aracıların yarattığı haksız kazancın en somut örneği olarak öne çıkıyor. Marketlerin, sattıkları ürünleri hangi aşamalardan ve hangi fiyatlarla tedarik ettiklerini şeffaf bir şekilde ortaya koymaları gerektiğinin altını çizen İncefikir, zincirin her halkasında denetim mekanizmalarının sıkılaştırılması gerektiğini savundu.

Üretici birlikleri piyasayı dengeleyebilir
Fahiş fiyat artışlarının önüne geçmek için en etkili çözümün üretici birliklerinin etkinleştirilmesi olduğunu belirten İncefikir, Batılı ülkelerdeki başarılı modelleri örnek gösterdi. Üretici birliklerinin, ürünleri tek bir merkezde toplayıp arz-talep dengesine göre piyasaya sürmesi durumunda, fiyatların belirli bir aralıkta sabitlenebileceğini ifade etti. Bu model sayesinde ürünlerin ihtiyaca göre piyasaya kontrollü bir şekilde verilmesi, hem üreticinin emeğinin değerini koruyacak hem de tüketicinin makul fiyatlarla gıdaya erişimini sağlayacaktır. Devletin bu birlikleri desteklemesi ve teşvik etmesi, tarım sektöründe sürdürülebilir bir fiyat politikasının temelini oluşturabilir.

Aracı sayısını azaltmak tek çare
Tedarik zincirinin uzamasının fiyatları doğrudan yukarı çektiğini belirten İncefikir, ürünün tarladan son satış noktasına ulaşana kadar çok sayıda tüccar ve tedarikçinin elinden geçmesinin maliyetleri şişirdiğini söyledi. Ürünün el değiştirdiği her noktada üzerine eklenen kâr marjları, nihai tüketiciye ulaştığında fahiş bir fiyat etiketi olarak yansıyor. Bu zincirin mümkün olduğunca kısaltılması ve üreticinin doğrudan tüketiciyle buluşturulması, piyasadaki spekülatif hareketlerin önüne geçilmesini sağlayacaktır. En az aracıyla, en kısa yoldan tüketiciye ulaşan ürün, hem daha taze kalacak hem de piyasadaki fiyat istikrarını koruyacaktır. İncefikir, bu sistemin hayata geçirilmesiyle birlikte, piyasayı manipüle eden aracıların etkisinin kırılacağını ve tarımsal ürünlerde adil bir fiyatlandırma döneminin başlayabileceğini sözlerine ekledi.


