Aksaray'da yaşayan ve yüzde 90 oranında görme engeli bulunan Dr. Öğretim Üyesi Önder İşlek, sıradan bir vekalet işlemi için gittiği noterlikte beklemediği bir engelle karşılaştı. İşlemini gerçekleştirmek isteyen İşlek'e, noter tarafından yanında iki şahit bulundurmadığı sürece işlem yapamayacağı bildirildi. Bu durumun yasal bir zorunluluk olduğunu savunan noterlik ile İşlek arasında başlayan tartışma, sadece bir bürokratik aksaklık değil, engelli bireylerin toplumsal hayata katılımında karşılaştıkları ayrımcı tutumların bir yansıması olarak mahkemelere ve kurumlara taşındı. İşlek, yaşadığı bu haksızlığı kabul etmeyerek hukuk mücadelesini başlattı.

Hukuk Mücadelesinde Savcılık ve TİHEK Süreci
Noterin işlem yapmamakta direnmesi üzerine durumu yargıya taşıyan İşlek, ilk aşamada savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak savcılık makamı, olayın suç teşkil etmediği kanaatine vararak kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Bu karara yaptığı itirazdan da sonuç alamayan İşlek, pes etmeyerek Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na (TİHEK) başvurdu. TİHEK nezdinde yürütülen inceleme, noterlik uygulamalarındaki yanlış yorumlamaları ve engelli bireylere yönelik önyargılı yaklaşımları gün yüzüne çıkardı. Kurum, noterin tutumunun nesnel bir gerekçeye dayanmadığını ve doğrudan ayrımcılık teşkil ettiğini tespit etti.

Danıştay Kararı Ayrımcılığı Tescilledi
İnceleme sürecinde TİHEK, Türkiye Noterler Birliği'nin geçmişte uyguladığı ve görme engelliler için tanık zorunluluğu getiren 2014 tarihli genelgenin, Danıştay 8'inci Dairesi tarafından 2024 yılında iptal edildiğini hatırlattı. Danıştay'ın bu kararı, görme engelli bireylerin noterlik işlemlerinde tanık bulundurma zorunluluğunun artık hukuki bir dayanağının kalmadığını net bir şekilde ortaya koyuyordu. Buna rağmen noterlik hizmetlerinde eski ve geçersiz uygulamalarda ısrar edilmesi, engelli bireylerin bağımsız hareket etme kapasitesini ve hukuki işlem yapma ehliyetini sorgulayan bir yaklaşım olarak değerlendirildi.
Emsal Karar ve Toplumsal Farkındalık Çağrısı
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, noterin başvuranın engelliliği nedeniyle işlem yapmamasını, engelliliğe dayalı kalıp yargıların bir sonucu olarak nitelendirdi. Kurum, bu eylemin bireysel özerkliği ihlal ettiğini belirterek, ilgili notere 200 bin TL idari para cezası uygulanmasına hükmetti. Kararın ardından açıklamalarda bulunan Önder İşlek, bu sonucun sadece kendisi için değil, tüm engelli bireyler için bir kazanım olduğunu vurguladı. İşlek, kamu kurumları ve özel kuruluşların engelli vatandaşların hayatını zorlaştırmak yerine, erişilebilirliği artırıcı ve işlerini kolaylaştırıcı bir tutum sergilemeleri gerektiğini ifade etti. Bu emsal kararın, benzer mağduriyetlerin yaşanmaması adına bir dönüm noktası olması bekleniyor.