Amasya topraklarında iki bin yıldır yetiştirilen ve coğrafi işaret tesciliyle koruma altına alınan meşhur misket elması, bu yıl bereketli bir hasat dönemiyle bahçelerdeki yerini aldı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bahçelere akın eden üreticiler, merdivenler yardımıyla ağaçların tepesine çıkarak rengarenk elmaların toplanması için hummalı bir çalışma yürütüyor. Bir tarafı kırmızı, diğer tarafı ise yeşil olan bu özel meyve, sadece tadıyla değil, aynı zamanda yatay kesildiğinde ortaya çıkan yıldız şeklindeki çekirdek yapısıyla da dikkatleri üzerine çekiyor.
Gerçek Amasya elmasını ayırt etmenin yolu
Yörenin meyve deposu olarak bilinen Ziyaret beldesinde uzun yıllardır çiftçilikle uğraşan 78 yaşındaki Bekir Damatoğlu, Amasya misket elmasının kendine has kokusunun ve dokusunun başka hiçbir türle kıyaslanamayacağını ifade ediyor. Damatoğlu, piyasadaki diğer elmalarla karıştırılmaması gereken bu şifa kaynağı için oldukça net bir kriter sunuyor: Isırıldığında duyulmayan bir çıtırtı sesi, o elmanın Amasya elması olmadığının en büyük kanıtıdır. Emektar çiftçi, bu meyvenin sadece lezzetiyle değil, serin ortamlarda altı ay boyunca tazeliğini koruyabilen dayanıklı yapısıyla da öne çıktığını vurguluyor.
Zirai donun ardından gelen bereketli sezon
Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai don felaketi nedeniyle elma hasretinin yaşandığı bahçelerde, bu yıl yüzler gülüyor. Üretici Ümit Damatoğlu, bahçesinde bulunan 12 farklı elma türü arasında misketin yerinin her zaman ayrı olduğunu belirtiyor. Hasat sürecinde yere düşen meyvelerin bile ziyan edilmediğini, fabrikalara gönderilerek ekonomiye kazandırıldığını ifade eden Damatoğlu, tüketicileri yerli üreticiyi desteklemeye çağırıyor. Dalında 10 TL ile 30 TL arasında değişen fiyatlarla alıcı bulan bu tescilli lezzet, hem sofralara hem de bölge ekonomisine can suyu oluyor.
Rekolte beklentisi yüzleri güldürdü
Amasya Ziraat Odası Başkanı Mustafa Cebeci, bu yılki verimden oldukça memnun olduklarını dile getirerek, bölgedeki elma bolluğunun herkesin ihtiyacını karşılayacak düzeyde olduğunu belirtti. Yaklaşık 2 bin 200 dekar alanda sürdürülen üretim faaliyetleri sonucunda 6 bin 500 ton civarında bir rekolte beklentisi içerisinde olduklarını açıklayan Cebeci, Amasya elmasının marka değerinin korunması için çalışmaların titizlikle devam ettiğini ifade etti. Hem üreticinin emeğinin karşılığını aldığı hem de tüketicinin gerçek lezzete ulaştığı bu dönem, Amasya'nın tarımsal kimliğini bir kez daha ön plana çıkarıyor.