Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile küresel ticarette başlattığı yeni dönem, Ankara sanayisi için bir dönüm noktası haline geldi. Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından hazırlanan kapsamlı araştırma raporu, başkent sanayisinin sadece üretim kapasitesini değil, aynı zamanda ürün kompozisyonunu da köklü bir şekilde değiştirdiğini gözler önüne seriyor. 2013-2023 yılları arasındaki verilerin mercek altına alındığı çalışma, Ankara'nın AB pazarındaki stratejik konumunu güçlendirdiğini ve düşük karbonlu, verimli üretim modellerine geçişin sinyallerini verdiğini ortaya koyuyor. ASO Başkanı Seyit Ardıç, bu sürecin bir zorunluluktan ziyade, sanayinin rekabetçiliğini artıracak bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor.
Üretim yapısında köklü değişim
Ankara sanayisinin ihracat verileri, kentin sanayi profilinde dikkat çekici bir dönüşüme işaret ediyor. Geçtiğimiz on yıllık süreçte, ana metal imalatının toplam ihracat içerisindeki payı yüzde 72,63 seviyelerinden yüzde 25,83'e kadar geriledi. Bu düşüşün yerini ise fabrikasyon metal ürünleri ve makine-ekipman imalatı gibi daha ileri işlenmiş, katma değeri yüksek sektörler aldı. Özellikle fabrikasyon metal ürünlerinin payının yüzde 33,83'e yükselmesi, Ankara'nın artık ham madde odaklı bir üretimden teknoloji ve işçilik yoğun bir yapıya geçtiğinin en somut kanıtı olarak değerlendiriliyor. Bu değişim, Ankara'nın AB'ye yönelik SKDM kapsamındaki ihracat payının 2013'te yüzde 3,33 iken 2023'te yüzde 4,44'e çıkmasını sağlayan temel itici güç oldu.
Finansal kırılganlıklar ve KOBİ gerçeği
Rapor, Ankara sanayisinin ihracat başarısının yanı sıra finansal yapısındaki bazı kritik noktaları da gün yüzüne çıkarıyor. Ankara'daki ihracatçı firmaların kâr oranları Türkiye ortalamasının üzerinde seyretse de, mali borçlar içerisinde banka kredilerinin payının yüzde 86,35 gibi yüksek bir orana ulaşması dikkat çekiyor. Özellikle orta ölçekli firmalar, yeşil dönüşümün getirdiği emisyon raporlama, enerji verimliliği yatırımları ve karbon muhasebesi gibi maliyetli süreçlerle karşı karşıya. Bu firmaların ihracat içerisindeki payının hafif bir düşüş eğilimi göstermesi, dönüşüm sürecinde ölçek duyarlı destek mekanizmalarının hayati önem taşıdığını kanıtlıyor. Firmaların stok artırma ve tedarik sürekliliğini sağlama çabaları, girdi maliyetlerindeki artışla birleştiğinde, finansmana erişimin önemi daha da artıyor.
Geleceğin sanayisi için yol haritası
2026 yılı itibarıyla mali yükümlülüklerin başlayacağı tam uygulama aşamasına hazırlanan Ankara sanayisi için öncelikli hedef, düşük karbonlu üretim kapasitesini artırmak. Sadece AB pazarına değil, alternatif pazarlara da yönelen Ankara firmaları, bu süreçte emisyon verilerini ölçme ve doğrulama (MRV) altyapılarını güçlendirmek zorunda. ASO Başkanı Seyit Ardıç, sanayicilerin bu dönüşüme uyum sağlaması için uzun vadeli ve uygun maliyetli yeşil finansman araçlarının devreye alınması gerektiğini belirtiyor. Ankara'nın makine ve ekipman imalatındaki mevcut gücünü, yeşil teknolojilerle birleştirerek küresel pazarlarda daha rekabetçi bir konuma taşıması, önümüzdeki dönemin en önemli stratejik hedefi olarak öne çıkıyor. Sanayinin ihtiyaçlarına göre şekillenecek kamu politikaları ve teknik destekler, bu dönüşümün başarıya ulaşmasında belirleyici rol oynayacak.