Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) ekipleri, yaban hayatının korunması adına yürüttüğü titiz çalışmalarla 2026 yılının ilk dokuz ayında binlerce canlıya umut oldu. Çeşitli nedenlerle yaralanan, hastalanan veya doğal yaşam alanlarında zor durumda kalan 5 bin 334 yaban hayvanı, uzman ekiplerin müdahalesiyle tedavi edilerek yeniden doğaya salındı. Bu süreç, sadece bir tedavi değil, aynı zamanda ekosistemin dengesini korumaya yönelik kapsamlı bir rehabilitasyon operasyonu olarak öne çıkıyor.

Uzman Ekiplerin Yoğun Bakım Süreci
Yaban hayvanlarının yaralanma nedenleri incelendiğinde, ne yazık ki trafik kazalarının ilk sırada yer aldığı görülüyor. Bunun yanı sıra orman yangınları, sel felaketleri ve diğer doğal afetlerin yanı sıra, doğal yaşam döngüsü içerisinde meydana gelen çeşitli yaralanmalar da tedavi gerektiren vakalar arasında bulunuyor. DKMP ekiplerince teslim alınan her bir hayvan, öncelikle detaylı bir sağlık kontrolünden geçiriliyor. Hayvanın türüne ve yaşadığı travmanın şiddetine göre acil müdahale, görüntüleme, cerrahi operasyonlar ve yoğun bakım süreçleri uygulanıyor. Tedavi aşamasının ardından ise hayvanların vahşi doğadaki yaşam becerilerini yeniden kazanmaları için türlere özgü davranışsal rehabilitasyon çalışmaları gerçekleştiriliyor.

Geniş Bir Ağ ile Yürütülen Rehabilitasyon
Türkiye genelinde yaban hayatının korunması için kurulan 11 farklı yaban hayvanı kurtarma ve rehabilitasyon merkezi, Afyonkarahisar'dan Hatay'a, Kars'tan Muğla'ya kadar geniş bir coğrafyada aktif olarak faaliyet gösteriyor. Bu merkezlerin yanı sıra üniversiteler ve hayvanat bahçeleriyle imzalanan protokoller, tedavi kapasitesini ve uzmanlık alanlarını genişletiyor. Geçmiş yıllara bakıldığında, 2021 ile 2025 yılları arasında toplam 58 bin 24 yaban hayvanının tedavi edilerek doğaya kazandırıldığı görülüyor. Sadece 2023 yılında 13 bin 119 hayvanın sağlığına kavuşturulması, bu alandaki çalışmaların ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

Doğaya Dönüş ve Bilimsel Takip
Tedavi süreçleri tamamlanan hayvanlar, doğaya bırakılmadan önce son bir genel sağlık taramasından geçiriliyor. Paraziter ve enfeksiyöz hastalıklara yönelik kontrollerin ardından, hayvanın doğal ortamında kendi başına yaşamını sürdürebilecek durumda olduğu kesinleştiğinde salım işlemi gerçekleştiriliyor. Ancak süreç burada bitmiyor; doğaya bırakılan hayvanların uyum süreçleri, işaretleme, halka takma ve elektronik verici gibi modern tekniklerle yakından takip ediliyor. Elde edilen veriler, bilimsel yöntemlerle kayıt altına alınarak yaban hayatının geleceği için rehberlik ediyor.

Bölgesel Tür Çeşitliliği ve Habitat Farklılıkları
Rehabilitasyon merkezlerine getirilen hayvanların tür dağılımı, bölgenin coğrafi yapısına ve habitat özelliklerine göre büyük farklılıklar gösteriyor. Kentsel alanların yakınlarında martı, karga ve saksağan gibi kanatlı türler daha sık tedavi altına alınırken, kırsal bölgelerde kızıl şahin, bayağı şahin, baykuş türleri, karaca, yaban keçisi ve tilki gibi yırtıcı kuşlar ve memeliler ön plana çıkıyor. Özellikle göç dönemlerinde leylek ve yeşilbaş ördek gibi göçmen su kuşları, merkezlerin en yoğun olduğu dönemleri oluşturuyor. Bu çeşitlilik, Türkiye'nin zengin biyoçeşitliliğinin korunması adına yürütülen çalışmaların ne kadar çok yönlü ve dikkat gerektiren bir süreç olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

