Kars'ın Selim ilçesinde bulunan Benliahmet İstasyonu, bugün yemyeşil dokusuyla bölgenin en dikkat çekici noktalarından biri haline geldi. Ancak bu yeşil örtünün arkasında, 1971 yılında henüz 28 yaşında genç bir TCDD yol bakım şefi olan Turgut Ertop'un büyük bir azmi ve öngörüsü yatıyor. O dönemde bölgenin sert kış şartları ve demir yolu hattındaki buzlanma sorunuyla mücadele eden Ertop, çareyi doğada aramaya karar verdi. Bugün 83 yaşında olan Ertop, yarım asır önce attığı o küçük adımın devasa bir ormana dönüştüğünü görmek için yeniden istasyonun yolunu tuttuğunda, gördüğü manzara karşısında gözyaşlarına hakim olamadı.

İmkansız denilenin peşinde bir ömür
Ertop'un hikayesi, sadece bir ağaçlandırma çalışması değil, aynı zamanda çevresindeki karamsarlığa karşı verilen bir mücadeleydi. O yıllarda bölge halkı, çorak arazide ağaç yetiştirmenin imkansız olduğunu savunarak genç şefin çabalarını alaycı bir dille eleştiriyordu. Ancak Ertop, Ruslardan kalma eski bir pompa binasını onararak su sorununu çözdü ve işçileriyle birlikte Amasya'dan getirilen fidanları toprakla buluşturdu. Köylülerin 'burada ağaç mı yetişir' şeklindeki iğneleyici sözlerine aldırış etmeyen ekip, her bir fidana kendi çocukları gibi bakarak can sularını taşıdı. Bu kararlılık, bugün COP31 iklim zirvesinde dünyaya örnek gösterilen bir başarı hikayesine dönüştü.

COP31'in ilham veren yüzü
Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek olan COP31 zirvesi, iklim değişikliğiyle mücadelede somut adımları ve insan hikayelerini ön plana çıkarmayı hedefliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Turgut Ertop'un bu etkileyici hikayesini sosyal medya hesaplarından paylaşarak, doğa ile insan arasındaki bağın ne kadar güçlü olabileceğini vurguladı. Ertop'un 1974 yılında ayrılmak zorunda kaldığı istasyona 55 yıl sonra yaptığı bu duygusal ziyaret, iklim eyleminin sadece bir politika değil, aynı zamanda bir gönül işi olduğunu kanıtlar nitelikte.

Öğretmen ve öğrenci gibi bir bağ
Ağaçlarla kurduğu ilişkiyi bir öğretmen ve öğrencisi arasındaki bağa benzeten Ertop, diktiği fidanların bugün devasa ağaçlara dönüşmesini görmenin hayatındaki en büyük mutluluk olduğunu ifade ediyor. 83 yaşında olmasına rağmen gönlünün hala 18 yaşında olduğunu belirten emekli şef, bugün olsa yine aynı azimle boş bulduğu her yere ağaç dikmek isteyeceğini söylüyor. Ankara'dan yola çıkarken çocuklarının kendisine verdiği destekle bu ziyareti gerçekleştiren Ertop, yaşadığı duyguları şu sözlerle özetliyor: 'Ben bu ağaçların öğretmeni değilim ama can suyunu veren adamım. Onları bu seviyede görmek, bir öğretmenin öğrencisini başarılı görmesiyle aynı duyguyu yaşatıyor. Bu hüzün değil, bu saf bir mutluluk gözyaşıdır.' Ertop'un bu hikayesi, iklim değişikliğiyle mücadelede sabrın ve inancın ne kadar büyük bir fark yaratabileceğinin en somut kanıtı olarak tarihe geçiyor.
