Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi 100. Yıl Kongre Merkezi, Filistin'de yaşanan insani trajediye karşı yükselen ortak vicdanın buluşma noktası oldu. HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından düzenlenen Filistin için Dayanışma ve Ortak Vicdan Programı, bölgedeki acı tabloyu gözler önüne seren Sumud belgeselinin gösterimiyle başladı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle manevi bir atmosferde gerçekleşen etkinlikte, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ağır ablukayı sivil inisiyatifle kırmayı hedefleyen Küresel Sumud Filosu'nun çalışmaları masaya yatırıldı. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, bizzat yer aldığı bu hareketin sadece bir yardım girişimi değil, aynı zamanda küresel bir direnişin adı olduğunu vurguladı.
Sessizliğe karşı yükselen bir direniş sembolü
Mahmut Arslan, konuşmasında Sumud kavramının günümüz dünyasındaki karşılığını derinlemesine analiz etti. Arslan, dünyanın büyük bir kısmının kararsız ve suskun kaldığı bir dönemde, Sumud'un Filistin davasına sahip çıkan kahraman bir kuruluş olarak öne çıktığını belirtti. İsrail'in ilan edilen ateşkes süreçlerinde dahi sivilleri hedef alarak çocuk, genç ve kadın ayrımı gözetmeksizin gerçekleştirdiği saldırılara dikkat çeken Arslan, bin 460 Filistinlinin bu süreçte hayatını kaybettiğini hatırlattı. Arslan, bu katliamların uzaktan ve bilinçli bir şekilde yapıldığını ifade ederek, uluslararası toplumun bu vahşet karşısındaki tutumunu sert bir dille eleştirdi.
Uluslararası kuruluşların derin sessizliği
Gazze'de yaşanan yıkımın boyutlarını rakamlarla ortaya koyan Arslan, bölgenin yüzde 92'sinin modern silahlarla yok edildiğini dile getirdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası yapıların işlevsiz kaldığını savunan Arslan, 55 İslam ülkesinin somut bir adım atmaktan uzak durduğunu belirtti. Okulların, camilerin ve hastanelerin hedef alındığı bir ortamda, uluslararası hukukun ve kuruluşların varlık gösteremediğini ifade eden Arslan, herkesin elinde silah olmasına rağmen siyonist saldırganlığa karşı kimsenin bir duruş sergileyememesinin büyük bir çelişki olduğunu vurguladı.
Yeni seferler ve büyüme hedefi
Sumud girişiminin İsrail üzerinde yarattığı baskıya değinen Arslan, bu sivil inisiyatifin katil sürülerinin nefretini kazandığını ancak başarısının da buradan geldiğini belirtti. Gazze'ye insani yardım ulaştırmanın tek yolunun bu tür sivil organizasyonlardan geçtiğini ifade eden Arslan, hedeflerinin 400 kişiden oluşan katılımcı sayısını 5 bine, 120 gemilik filoyu ise bin gemiye çıkarmak olduğunu açıkladı. Bu büyümenin, Gazze'ye olan duyarlılığı artıracağını ve insani yardımların Akdeniz üzerinden ulaştırılmasında daha güçlü bir irade oluşturacağını savundu.
İsrail'in sonuna dair inanç
Programın sonunda küresel çapta İsrail'e yönelik tepkilerin çığ gibi büyüdüğünü belirten Arslan, dünyanın her yerinde halkların hükümet baskılarına rağmen meydanları doldurduğunu ifade etti. Amerika ve Yunanistan dışında İsrail'i savunacak devlet kalmadığını iddia eden Arslan, bu toplumsal uyanışın bir sonucu olarak İsrail'in sonunun yakın olduğuna inandığını dile getirdi. Sumud hareketinin, sadece bir yardım filosu değil, aynı zamanda İsrail'in uluslararası arenadaki yalnızlaşma sürecini hızlandıran bir değişim dalgası olduğunu sözlerine ekledi.