Birleşmiş Milletler 81'inci Genel Kurulu ve 20-27 Eylül tarihleri arasında düzenlenen New York İklim Haftası, Türkiye'nin çevre vizyonunu dünyaya duyurmak için dev bir sahneye dönüştü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen çalışmalarla Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığını New York'un her köşesine taşıdıklarını belirtti. Bakan Kurum, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda küresel iklim sahnesinde Türkiye'nin üstlendiği öncü role vurgu yaparak, bu vizyonun uluslararası arenada büyük bir ilgiyle karşılandığını ifade etti.

Times Meydanı'ndan Türkevi'ne uzanan tanıtım seferberliği
Türkiye'nin COP31 ev sahipliğini görünür kılmak ve eylem gündemini dünya kamuoyuna etkili bir şekilde duyurmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından kapsamlı bir tanıtım stratejisi uygulandı. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın görselleriyle süslenen ve üzerinde Dünya'nın Geleceği Türkiye'de ile Dünya İklim İçin Türkiye'de Bir Araya Geliyor mesajlarının yer aldığı afişler, Türkevi binasının dış cephesini kapladı. Şehrin en işlek noktalarından biri olan Times Meydanı ve BM güzergahı boyunca dolaşan LED ekranlı özel kamyonlar, COP31 temalı görselleriyle New York sokaklarında dikkat çekici bir hareketlilik yarattı. Ebru sanatçısı Garip Ay'ın Times Meydanı'nda gerçekleştirdiği canlı sunum ise izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Yapay zeka ve sanatın iklimle buluştuğu sergiler
Türkevi'nde düzenlenen etkinlikler, teknoloji ve sanatın iklim değişikliği temasıyla harmanlandığı çok katmanlı bir deneyim sundu. Görünmeyeni Görmek, Duyulmayanı Duymak başlığı altında kurgulanan SCOPE temalı sergi, yapay zeka destekli uygulamalardan immersive gösterilere kadar geniş bir yelpazeyi ziyaretçilerle buluşturdu. Özellikle sanatçı Gökhan Doğan tarafından geliştirilen ve yapay zeka ile desteklenen Caretta maskotu, ziyaretçilerle interaktif bir iletişim kurarak etkinliğin en ilgi çekici unsurlarından biri haline geldi. Ayrıca, Antalya'daki konferans alanının üç boyutlu maketi üzerinde yapılan mapping uygulaması, katılımcılara COP31'in ev sahibi ülkedeki atmosferini dijital bir gerçeklikle deneyimleme fırsatı tanıdı.

İklim krizine sanatsal ve işitsel bir bakış
Serginin farklı bölümlerinde iklim değişikliği, suyun sesi ve kuşların göçü gibi doğa olayları üzerinden sanatsal bir dille anlatıldı. Mehmet Ünal'ın Steteskop Alanı'ndaki ses ve mapping çalışması, dünyanın farklı bölgelerindeki iklim sorunlarının sesini dinleme fikri üzerine kurulurken, Glasshouse'da sergilenen eserler doğanın kolektif hareketine odaklandı. Milli Saraylar'dan getirilen İlhami Atalay'ın Kuşların Dönüşü-Tavaf adlı eseri, kuşların doğadaki kusursuz uyumunu tavaf ritmiyle birleştirerek izleyicilere derin bir mesaj verdi. Ekrem Şahin'in Suyun Sesi sergisi ise iklim krizinin su kaynakları üzerindeki etkisini fotoğraflarla gözler önüne serdi. Etkinliklerin finalinde yer alan LET'S COP-Türkiye'nin İklim Yolculuğu bölümü ise Türkiye'nin bu alandaki somut icraatlarını ve uluslararası düzeydeki çalışmalarını geniş bir LED ekran üzerinden dünyaya bir kez daha hatırlattı.




