Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı ikinci çeyreğinde sergilediği performansı mercek altına aldı. Küresel piyasalardaki belirsizliklerin, jeopolitik gerilimlerin ve dezenflasyon sürecinin getirdiği sıkı finansman koşullarının gölgesinde gerçekleşen büyüme rakamları, sanayi sektörünün direnci hakkında önemli ipuçları veriyor. Ardıç, tüm bu zorlu şartlara rağmen ekonominin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 1,1 oranında büyüme kaydetmesini oldukça kıymetli bulduğunu ifade etti.
Sanayide toparlanma sinyalleri güçleniyor
Ekonomik aktivitenin ikinci çeyrekte yeniden ivme kazandığını belirten ASO Başkanı, özellikle yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,8 oranında daralan sanayi sektörünün, ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyüme ile pozitif bölgeye geçiş yapmasının altını çizdi. Ancak Ardıç, bu verinin tek başına yeterli görülmemesi gerektiği konusunda uyardı. Geçen yılın aynı döneminde sanayi sektörünün yüzde 6'nın üzerinde bir büyüme performansı sergilediği hatırlatıldığında, mevcut yüzde 2,4'lük artışın bir toparlanma işareti olduğu ancak henüz kalıcı ve güçlü bir sanayi ivmesinden bahsetmek için erken olduğu vurgulandı. İnşaat sektörünün yüzde 1,9, kamu nihai tüketiminin ise yüzde 1,8 oranında daraldığı bir dönemde sanayinin bu performansı, üretim ekonomisinin ne kadar kritik bir süreçten geçtiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Yatırımlardaki ivme kaybı rekabeti tehdit ediyor
Ardıç'ın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise yatırımlardaki belirgin ivme kaybı oldu. Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki büyüme oranlarının 2025 yılının ilk çeyreğinde yüzde 8,8 seviyesindeyken, 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 3'e, ikinci çeyrekte ise yüzde 0,6'ya kadar gerilemesi, sanayinin gelecekteki rekabet gücü açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Özellikle makine ve teçhizat, dijitalleşme, otomasyon ve yüksek teknoloji yatırımlarının, verimlilik artışı ve ihracat kapasitesi için belirleyici olduğunu belirten Ardıç, yüksek finansman maliyetlerinin üretken yatırımlar üzerindeki baskısının azaltılması gerektiğini savundu. İhracattaki daralmanın ilk çeyrekteki yüzde 12,7 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 3,4'e gerilemesi ve ithalattaki daralmanın yüzde 6,4'e çıkması ise net dış talep dengesi açısından olumlu bir tablo olarak değerlendirildi.
Sürdürülebilir büyüme için yeni yol haritası
Gelecek dönemde temel önceliğin dezenflasyon sürecini kararlılıkla sürdürürken üretim ve yatırım kapasitesini korumak olduğunu belirten Seyit Ardıç, fiyat istikrarının sürdürülebilir büyümenin olmazsa olmaz şartı olduğunu yineledi. Ancak Ardıç'a göre, kalıcı bir refah artışı yalnızca fiyat istikrarıyla sağlanamaz; bu sürecin etkin bir sanayi politikası, yatırım ortamının iyileştirilmesi, uygun finansmana erişim ve teknolojik dönüşümle desteklenmesi şarttır. ASO Başkanı, Türkiye'nin büyümesini üretim, yatırım, teknoloji ve ihracat ekseninde çok daha güçlü ve sürdürülebilir bir zemine oturtmanın temel hedef olması gerektiğini vurgulayarak, sanayicilerin bu vizyonla hareket etmesinin önemine dikkat çekti.