Ankara'da yaşayan 47 yaşındaki Esin Derin Aden, uzun yıllar otelcilik sektöründe yöneticilik yaptıktan sonra radikal bir kararla kariyerini değiştirerek takı tasarımına yöneldi. Ancak onun asıl tutkusu, on yıl önce başladığı vintage kıyafet ve aksesuar koleksiyonculuğu oldu. Bugün 70 parçadan oluşan bu özel koleksiyon, sadece bir dönemin modasını değil, aynı zamanda bir ailenin estetik anlayışını ve geçmişin ruhunu yansıtıyor. Aden, koleksiyonunun yarısına yakınını ailesinden kalan kıymetli parçaların oluşturduğunu, geri kalanını ise İstanbul'daki butiklerden ve pazarlardan büyük bir titizlikle topladığını belirtiyor. 1960'lı ve 1980'li yıllara ait elbiseler, şapkalar, çantalar ve ipek gecelikler, sanat galerilerinde sergilenerek adeta bir zaman yolculuğuna kapı aralıyor.

Moda tutkusu genlerden gelen bir miras
Aden, bu merakının kökenlerini kendi aile geçmişinde arıyor. Dedesi Diyarbakırlı bir tüccar terzi olan ve Paris'te moda eğitimi alarak Ankara'da önemli çalışmalara imza atan bir isimdi. Annesi ise Olgunlaşma Enstitüsü mezunu bir terziydi. Çocukluğunun kumaşlar, dikiş makineleri ve atölye kokuları arasında geçtiğini anlatan Aden, ailedeki tüm kadınların şıklığına düşkün olduğunu vurguluyor. Bu durumun kendisinde bir moda bilinci oluşturduğunu ve vintage tutkusunun aslında genetik bir miras olduğunu ifade ediyor. Koleksiyonundaki en değerli parçalardan biri, annesinin teyzesine ait olan ve 60'lı yıllardan günümüze ulaşan, tamamen el dikimi gelinlik. Üzerindeki sandık lekelerini bile birer tarihsel iz olarak kabul eden Aden, bu parçayı koleksiyonunun en gözde eseri olarak tanımlıyor. Ayrıca 60'lı yıllara ait, tığ işi ve pullarla süslenmiş anneannesinin bluzu da koleksiyonun en dikkat çeken parçaları arasında yer alıyor.

Eski kumaşların değerini koruma çabası
Günümüz moda anlayışının aksine, geçmişin kumaşlarının ve işçiliğinin çok daha kıymetli olduğunu savunan Aden, geri dönüşüm konusundaki eğitimini de bu tutkusuyla birleştiriyor. Günümüzde yaygın olan naylon içerikli kıyafetlerin aksine, eski dönemlerin pamuklu ve yünlü kumaşlarının artık üretilmediğine dikkat çekiyor. Bu nedenle eldeki parçaların korunması ve dönüştürülerek kullanılması gerektiğini savunuyor. Sosyal medyada popülerleşen 80'ler akımının kendi sergisiyle eş zamanlı gelişmesini bir tevafuk olarak nitelendiren Aden, gençlerin bu kültüre olan ilgisinden oldukça memnun. Gençlerin vintage parçalara gösterdiği yoğun ilgi ve bilinçli tüketim alışkanlıkları, koleksiyonun geleceği için de umut verici bir tablo çiziyor.

Müze hayaliyle geleceğe taşınan koleksiyon
Koleksiyonunu sadece sergilemekle kalmayıp, gelecekte bir müzeye dönüştürmeyi hedefleyen Aden, bu hayalini oğluyla birlikte gerçekleştirmeyi planlıyor. Sergiyi ziyaret edenlerin nostaljik bir yolculuğa çıktıklarını ve çocukluklarına döndüklerini belirten Aden, aldığı tepkilerin kendisini motive ettiğini dile getiriyor. İnsanların koleksiyona gösterdiği yoğun ilgi ve satış talepleri, vintage kültürünün Türkiye'de giderek daha fazla benimsendiğinin bir kanıtı niteliğinde. Aden, bu kültürün sadece bir moda akımı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olarak gelişerek devam edeceğine inanıyor. Sanat galerilerinde sergilenen bu parçalar, sadece kıyafet olmanın ötesine geçerek, geçmişin estetik değerlerini modern dünyaya taşıyan birer sanat eseri olarak varlıklarını sürdürüyor.




