Dijital platformlarda hızla yayılan ve bir Cumhuriyet savcısının takipsizlik kararında şüphelinin neyin kafasını yaşadığının anlaşılamadığına dair ifadeler kullandığı yönündeki iddialar, yargı çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Söz konusu paylaşımların gerçeği yansıtmadığı ve kamuoyunu manipüle etme amacı taşıdığı belirlenince, ilgili makamlar harekete geçti. Ankara merkezli yürütülen incelemeler sonucunda, bu tür içeriklerin halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu kapsamında değerlendirildiği ve sorumlular hakkında soruşturma başlatıldığı duyuruldu.
İddiaların arka planındaki gerçekler
Adli kaynaklardan edinilen bilgilere göre, sosyal medyada dolaşıma sokulan görselin orijinaliyle hiçbir ilgisi bulunmuyor. Yapılan detaylı araştırmalar, ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından verilen kararda iddia edilen o gayriresmi ifadelerin yer almadığını net bir şekilde ortaya koydu. Yargı mercileri, resmi belgelerin üzerinde oynanarak veya bağlamından koparılarak dijital mecralarda paylaşılmasının, yargıya olan güveni zedelemeye yönelik bilinçli bir girişim olduğunu vurguladı. Bu tür dezenformasyon faaliyetlerinin, hukuk sisteminin ciddiyetiyle bağdaşmadığı ve yasal süreçlerin şeffaflığına gölge düşürdüğü ifade edildi.
2016 tarihli kararın aslı neydi?
Söz konusu tartışmaların merkezinde yer alan Gerede Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı, aslında oldukça farklı bir süreci işaret ediyor. O dönemde şüphelinin uyuşturucu madde kullandığına dair bir ihbar üzerine başlatılan soruşturmada, şüpheli kendi beyanında bonzai kullandığını ifade etmişti. Ancak Jandarma Genel Komutanlığı laboratuvarlarında yapılan uzmanlık incelemeleri, ele geçirilen maddenin uyuşturucu veya uyarıcı bir etkiye sahip olmadığını kanıtladı. Analiz raporunda, maddenin thymol içerdiği ve aslında kekik bitkisinde bulunan doğal bir bileşen olduğu tespit edildi.
Yargıdan dezenformasyona karşı net duruş
Uzmanlık raporunun ardından, maddenin 2313 sayılı Kanun kapsamında yasaklı maddeler arasında yer almadığı anlaşıldı ve şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Yargı kaynaklarının paylaştığı orijinal belge incelendiğinde, sosyal medyada paylaşılan görseldeki o sıra dışı ve alaycı ifadenin kararın hiçbir yerinde bulunmadığı açıkça görülüyor. Yargı makamları, resmi belgelerin dijital ortamda bu şekilde çarpıtılmasının hukuki sonuçları olacağını hatırlatarak, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu kapsamında başlatılan soruşturmanın titizlikle sürdürüleceğini belirtti. Bu durum, dijital dünyada yayılan her bilginin doğruluğunun teyit edilmesi gerekliliğini bir kez daha gözler önüne serdi.