Türkçeye gönül veren bilim, kültür ve sanat dünyasının önde gelen isimleri, 26 Eylül Dil Bayramı'nın 94'üncü yıl dönümünü kutlamak üzere Ankara'da, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altında bir araya geldi. Türk Diline Hizmet Ödülleri'nin sahiplerini bulduğu bu anlamlı buluşmada, dilimizin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda binlerce yıllık medeniyet birikimimizin taşıyıcısı olduğu gerçeği bir kez daha teyit edildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un da katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, Türkçenin küresel ölçekteki etkisi ve geleceğe taşınması noktasında atılan stratejik adımlar masaya yatırıldı.

Dijital Çağda Dilin Yeni Sınırları
Türk Dil Kurumu Başkanı Osman Mert, günümüz dünyasında dilin varlığını sürdürebilmesi için sadece geleneksel yöntemlerin yeterli olmadığını vurguladı. TDK'nın yürüttüğü çalışmaların kapsamının genişlediğine dikkat çeken Mert, sözlükçülük ve dil bilimi araştırmalarının ötesine geçerek yapay zeka ve dil modeli çalışmalarına odaklandıklarını belirtti. Bir dilin geleceğinin artık sadece kütüphane raflarında değil, dijital verilerde, karmaşık algoritmalarda ve yapay zeka sistemlerinde şekillendiğini ifade eden Mert, Türkçenin dijital dünyada doğru ve etkin bir şekilde temsil edilmesi için yoğun bir çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Bu yaklaşım, Türkçenin teknolojik dönüşüme uyum sağlama konusundaki kararlılığını da gözler önüne seriyor.

Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Uzanan Ortak Bir Miras
Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Türkçenin sadece Türkiye sınırları içerisinde değil, geniş bir gönül coğrafyasında ortak bir payda haline geldiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 24 yılda atılan adımların, Türkçenin sesini dünyanın dört bir yanına taşıdığını ifade eden Ersoy, Tokyo'dan Washington'a, Saraybosna'dan Üsküp'e kadar uzanan geniş bir yelpazede Türkçeye olan ilginin arttığına dikkat çekti. TİKA aracılığıyla yürütülen kültürel miras çalışmaları ve Orhun Abideleri'nden Balkanlar'daki ecdad yadigarı eserlere kadar uzanan restorasyon projeleri, dilin yazılı abidelerinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması noktasında kritik bir rol oynuyor. İsmail Gaspıralı'nın dilde, işte ve fikirde birlik ilkesinin, günümüzde Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde somut bir iş birliğine dönüştüğünü belirten Bakan Ersoy, ortak Türk alfabesi mutabakatının bu vizyonun en önemli göstergelerinden biri olduğunu vurguladı.

Kültürel Bağımsızlığın Teminatı Olarak Türkçe
Konuşmasında Türkçenin korunması konusundaki toplumsal sorumluluğa da değinen Bakan Ersoy, sosyal medya dili, yabancı kelime istilası ve yanlış kullanımların dilin yapısını zayıflattığına dikkat çekti. Kendi kavramlarını üretemeyen toplumların başkalarının kavramlarıyla düşünmek zorunda kalacağını hatırlatan Ersoy, Türkçeye sahip çıkmanın aslında bağımsızlığa ve milli değerlere sahip çıkmak anlamına geldiğini ifade etti. Ailelerden kamu kurumlarına kadar her bireyin Türkçeyi doğru, güzel ve özenli kullanma konusunda hassasiyet göstermesi gerektiğini belirten Bakan, 1932 yılındaki ilk Türk Dili Kurultayı'ndan bu yana atılan adımların, bugün daha büyük bir kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkçenin sadece bir lisan değil, milletin kalbi ve zihni olduğunu vurgulayan Ersoy, bu kıymetli mirası yarınlara en güçlü şekilde devretmenin ortak bir görev olduğunu sözlerine ekledi.
