Türkiye, sosyal devlet anlayışını sınırlarının ötesine taşıyan ve toplumsal uyumu güçlendirmeyi hedefleyen stratejik bir adım daha attı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanlığı arasında imzalanan yeni protokol, ülkemizde yaşayan yabancı uyruklu ihtiyaç sahibi ailelerin yaşam standartlarını iyileştirmeyi ve çocukların eğitim süreçlerine kesintisiz devam etmelerini sağlamayı amaçlıyor. Bakanlık binasında gerçekleştirilen imza töreninde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Aivo Orav, daha önce ayrı ayrı yürütülen projelerin tek bir çatı altında birleştirilerek daha güçlü bir mekanizmaya dönüştürülmesine karar verdi.

Sosyal devletin görünmeyen gücü
Bakan Göktaş, törende yaptığı konuşmada sosyal devletin bir toplumun omurgası olduğunu vurgulayarak, bu yapının sadece ekonomik değil, aynı zamanda insani bir dayanak noktası olduğunu ifade etti. Göktaş, Türkiye'nin sosyal yardım sisteminin sadece yerel halkı değil, ihtiyaç sahibi olan herkesi kapsayan şefkatli bir el olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde geliştirilen bütünleşik sosyal yardım bilgi sisteminin, dünya genelinde iyi uygulama örneği olarak kabul edildiğini hatırlatan Bakan, bu sistemin şeffaflık ve hız ilkeleriyle çalıştığını vurguladı. Geçtiğimiz yıl kurulan İzleme Birimi sayesinde 35 bini aşkın hanenin durumunun analiz edildiğini ve 19 binden fazla haneye doğrudan ulaşıldığını belirten Göktaş, sosyal risk haritaları ile ihtiyaçların önceden tespit edilerek proaktif bir yaklaşım sergilendiğini dile getirdi.

Eğitim ve sosyal uyum tek çatı altında
İmzalanan yeni program, 2016 yılından bu yana devam eden desteklerin kapsamını genişletmeyi ve daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor. Programın temel odak noktalarından biri, kırılgan durumdaki hanelerin gıda, barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için sağlanan düzenli nakit desteklerinin devamlılığı olacak. Bu destekler, ailelerin topluma uyum süreçlerini kolaylaştırırken, aynı zamanda ekonomik zorluklar nedeniyle çocukların eğitimden kopmasının önüne geçmeyi amaçlıyor. Bakan Göktaş, okul devamlılığının önemine dikkat çekerek, çocukların eğitim süreçlerinin yakından takip edileceğini ve okuldan uzaklaşma riski taşıyan durumlarda koruyucu hizmetlerin hızla devreye alınacağını belirtti. Türk Kızılay ile yürütülen iş birliği, bu modelin sahadaki uygulayıcısı olmaya devam edecek.

Geleceğe güvenle bakmak
Sosyal koruma ile eğitimin aynı potada eritildiği bu yeni model, sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı değil, aynı zamanda geleceğe dair güvenli bir zemin oluşturmayı hedefliyor. Bakan Göktaş, çocukların eğitim haklarının korunmasının, toplumun genel refahı için kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Aile Rehberi ve Çocuklar Güvende gibi mekanizmalarla hanelerin düzenli olarak takip edildiği bu sistemde, sosyal risklerin derinleşmeden çözülmesi hedefleniyor. Avrupa Birliği'nin finansal desteğiyle güçlendirilen bu program, Türkiye'nin insani yardım konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, ihtiyaç sahibi ailelerin hayatlarına dokunarak toplumsal huzura katkı sağlamayı sürdürüyor. Bu kapsamlı yaklaşım, sosyal yardımın sadece bir nakit transferi değil, aynı zamanda bir toplumsal uyum ve gelecek inşası projesi olduğunu kanıtlıyor.
