Antalya'nın Döşemealtı ilçesinde, henüz sekiz yaşındayken annesinin yanında başladığı halı dokuma serüvenini yarım asrı aşkın süredir sürdüren Ayşe Taç, bugün mesleğinin son temsilcilerinden biri olarak tarihe not düşüyor. Çocukluk yıllarında gaz lambasının ışığında annesine yardım ederek başladığı bu zorlu zanaat, onun için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda hayatının merkezine yerleşen bir tutku haline geldi. Öyle ki, 13 yaşındayken gece gündüz demeden dokuduğu halılardan kazandığı kazançla kendi evini inşa ettirecek kadar büyük bir azim sergiledi. Bugün 61 yaşında olan Taç, edindiği tüm tecrübeyi ve geleneksel teknikleri, Antalya Olgunlaşma Enstitüsü çatısı altında yeni nesillere aktarmanın gururunu yaşıyor.

Gaz lambası ışığında başlayan bir hayat hikayesi
Taç'ın yaşamı, geleneksel el sanatlarının ne kadar büyük bir emek ve sabır gerektirdiğinin en somut kanıtı niteliğinde. Yıllar boyunca düğün, bayram demeden halı tezgahının başında geçirdiği saatler, onun sosyal hayatından feragat etmesine neden olsa da, ortaya koyduğu eserlerin toplamı adeta İstanbul'a kadar uzanacak bir yol oluşturacak kadar büyük bir hacme ulaştı. Kendi ifadesiyle, bazen sadece bir iki saatlik uykuyla yetinerek ürettiği binlerce halı, onun hayatının her anına eşlik etti. Hatta bir dönem otomobil almak için biriktirdiği parayı, annesinin geçirdiği kalp ameliyatı için hiç düşünmeden harcayacak kadar fedakar bir karaktere sahip olan Taç, hayallerinden hiçbir zaman vazgeçmedi. 50'li yaşlarında ehliyetini alıp hayalini kurduğu arabasına kavuşurken, aynı zamanda dışarıdan lise eğitimini tamamlayarak azminin sınırlarını genişletti.

Doğal boyama teknikleriyle geleneksel dokunuş
Döşemealtı halılarının özgünlüğünü korumak adına büyük bir titizlik gösteren usta zanaatkar, ipliklerin boyanmasından dokuma aşamasına kadar her süreci bizzat yönetiyor. Kimyasal boyalardan uzak durarak, tamamen doğal yöntemlerle hazırladığı renkleri, sabahın erken saatlerinde kazanda kaynatarak elde ediyor. Küllü su ve bitkisel yöntemlerle hazırlanan bu ipler, onun elinde birer sanat eserine dönüşüyor. Taç, modelleri kağıda çizmek yerine zihnindeki arşivde sakladığını ve her bir deseni doğrudan halı tezgahına aktardığını belirtiyor. Bu yeteneği sayesinde, Japonya ve Kore gibi dünyanın dört bir yanından gelen meraklılara da bu kadim sanatı öğretme fırsatı buldu.

Bilgisi tükenmeden gençlere aktarmak istiyor
Bugün Devlet Sanatkarı unvanına sahip olan ve kalfalıktan usta öğreticiliğe kadar tüm belgelerini tamamlayan Ayşe Taç, mesleğinin unutulmaması için büyük bir çaba sarf ediyor. Antalya Olgunlaşma Enstitüsü'nde dört yıldır görev yapan Taç, özellikle çocukların ve gençlerin bu sanata olan ilgisini canlı tutmaya çalışıyor. Ana sınıfı öğrencilerinden yetişkinlere kadar herkese kapılarını açan usta, üretmenin değerini küçük yaşlarda öğrenmenin önemine vurgu yapıyor. Bendeki bilgi bitmeden bu mesleği öğretmek istiyorum diyen Taç, halı dokumacılığının sadece bir zanaat değil, aynı zamanda bir kültür mirası olduğunu savunuyor. Eşiyle birlikte paylaştığı hayatında, yıllarca ona baktığı gibi şimdi de emeğinin karşılığını almanın huzuruyla, tezgahının başında yeni öğrenciler yetiştirmeye devam ediyor.




