Antalya, hukuk ve bilim dünyasının en prestijli buluşmalarından birine ev sahipliği yapıyor. Adalet Teşkilatını Geliştirme Vakfı tesislerinde kapılarını açan 21. Uluslararası Adli Tıp Günleri, beş kıtadan 40 ülkeyi ve 1150'yi aşkın uzmanı bir araya getirdi. Kongrenin bu yılki ana teması olan Dünyada Bağımlılık ve Bilirkişilik başlığı altında, modern çağın getirdiği karmaşık suç türleri ve bu suçların aydınlatılmasında bilimin oynadığı hayati rol detaylıca ele alınıyor. Yargı mercilerinin ihtiyaç duyduğu teknik desteği sağlayan Adli Tıp Kurumu, sadece klasik otopsi süreçleriyle değil, dijital çağın getirdiği yeni nesil delil incelemeleriyle de adaletin terazisine yön veriyor.

Dijital çağda delil güvenilirliği
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, kongrede yaptığı konuşmada, teknolojinin sunduğu imkanların yanı sıra beraberinde getirdiği risklere de dikkat çekti. Şentürk, yapay zeka ile üretilen veya manipüle edilen görüntü ve ses kayıtlarının, artık gerçeği yansıtmadığı durumların sıklaştığını vurguladı. Bir dijital verinin varlığının, tek başına onun gerçek olduğu anlamına gelmediğini belirten Şentürk, bilimsel güvenilirliğin adalet sisteminin en büyük güvencesi olduğunu ifade etti. Hukuk ve bilimin birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu hatırlatan Başsavcı, adaletin merkezinde her zaman insan unsurunun kalması gerektiğinin altını çizdi.

Lohusalık psikozu ve hukukta emsal karar
Kongrede dikkat çeken bir diğer önemli gelişme ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu tarafından paylaşıldı. Ömeroğlu, Temmuz 2025 tarihinde lohusalık psikozunun ceza ehliyetine etkisini doğrudan ele alan ilk yüksek mahkeme kararının verildiğini açıkladı. Bu kararın emsal niteliğinde olduğunu belirten Ömeroğlu, geçmişte bu tür vakaların genel parametrelerle değerlendirildiğini, ancak artık davranışların yönlendirilmesi ve hukuki sonuçların kavranması bakımından daha spesifik raporların alındığını vurguladı. Yargılamanın temel süjesinin insan olduğunu hatırlatan Ömeroğlu, adaletin matematiksel ve mantıksal yönünün bilimle desteklenirken, vicdani tarafının korunması gerektiğini belirtti.

Devasa bir bilirkişilik ağı
Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Adli Tıp Kurumu'nun 81 ilde 3 bin 500'ü aşkın personeliyle devasa bir yapıya dönüştüğünü ifade etti. Kurumun sadece 2025 yılında 1 milyona yakın dosyada bilirkişilik hizmeti verdiğini belirten Ayyıldız, bu hizmetin bir kişinin özgürlüğünü veya bir mağdurun hakkını doğrudan etkileyebildiğini söyledi. Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Hızır Aslıyüksek ise 2026 yılının ilk 8 ayında 671 bin 444 dosyanın incelendiğini, kurumun 1857'den bu yana süregelen tecrübesini modern teknolojiyle birleştirdiğini açıkladı. 171 akademisyen ve 716 adli tıp uzmanından oluşan güçlü kadro, bugün adli genetikten toksikolojiye, dijital bilişimden otonom araç incelemelerine kadar çok geniş bir yelpazede hizmet veriyor. Uluslararası iş birlikleriyle güçlenen bu yapı, suçun küreselleştiği bir dünyada maddi gerçeğe ulaşmak için bilimsel yöntemleri en üst seviyede kullanmaya devam ediyor.




