Havadis | Antalya | Altın Portakal'da vicdan ve ahlakın sınırları beyazperdede sorgulandı

Altın Portakal'da vicdan ve ahlakın sınırları beyazperdede sorgulandı

Antalya'da düzenlenen 63. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Yarışma kategorisinde yer alan iki iddialı yapımı sinemaseverlerle buluşturdu. Bir Anne Hakkında ve Ölü Arının İğnesi filmlerinin ekipleri, gösterimlerin ardından gerçekleştirdikleri söyleşilerde karakterlerin yaşadığı derin psikolojik çatışmaları ve toplumsal ahlak kavramını masaya yatırdı.

Antalya'da düzenlenen 63. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Yarışma kategorisinde yer alan iki iddialı yapımı sinemaseverlerle buluşturdu. Bir Anne Hakkında ve Ölü Arının İğnesi filmlerinin ekipleri, gösterimlerin ardından gerçekleştirdikleri söyleşilerde karakterlerin yaşadığı derin psikolojik çatışmaları ve toplumsal ahlak kavramını masaya yatırdı.

Altın Portakal'da vicdan ve ahlakın sınırları beyazperdede sorgulandı
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, sinema dünyasının nabzını tutmaya devam ediyor. Festivalin yoğun yarışma atmosferinde, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu'nda gerçekleştirilen gösterimlerle iki önemli yapım izleyiciyle buluştu. Bir Anne Hakkında ve Ölü Arının İğnesi adlı filmler, hem hikâye anlatımları hem de karakter derinlikleriyle dikkatleri üzerine çekerken, gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşilerde film ekipleri izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Ahlaki ikilemlerin kıskacında bir kadın portresi

Bir Anne Hakkında filminin ekibi, gösterim sonrası sahne alarak yapımın arka planındaki düşünsel süreci paylaştı. Senarist ve yönetmen Büşra Bülbül, senarist Bekir Bülbül, oyuncular Sevda Erginci, Ecmel İs Ergür, Osman Doğan, Ahmet Çelik, Ümran Şakır, Duygu Köse, yapımcı Betül Demir ve cast direktörü Filiz Çelik, filmin merkezine aldığı ahlaki ikilemleri detaylandırdı. Yönetmen Büşra Bülbül, filmdeki kadın karakterin içsel çatışmasını, dışa vurumdan ziyade sakinliğin içinde gizli bir mücadele olarak kurguladığını belirtti. Başrol oyuncusu Sevda Erginci ise Sibel karakterini canlandırırken kendi konfor alanını sorguladığını ve ahlaki sınırların aslında yaşam şartlarıyla ne kadar iç içe geçtiğini fark ettiğini ifade etti. Ecmel İs Ergür ise Sibel'in yaşadığı çaresizliğin aslında çevresindeki aile üyelerinin tutumlarından kaynaklandığına dikkat çekerek, karakterin omuzlarına yüklenen ağır sorumluluğa vurgu yaptı. Cast direktörü Filiz Çelik ise projenin kadın odaklı yapısına dikkat çekerek, kadınların birbirine destek olduğu bir üretim süreci geçirdiklerini belirtti.

Vicdanın karanlık dehlizlerinde bir baba hikâyesi

Günün ikinci yarışma filmi olan Ölü Arının İğnesi ise vicdan, yas ve aile bağları üzerine kurulu sarsıcı bir hikâyeyi beyazperdeye taşıdı. Yönetmen Aydın Orak, oyuncular Cansel Elçin, Nilüfer Açıkalın, Tim Seyfi, Mehmet Çepiç, Zeynep Tuğçe Bayat, Mustafa Çavuş ve Salih Yıldırım, filmin ardından izleyicilerle bir araya geldi. Yönetmen Aydın Orak, hikâyenin çıkış noktasının kendi babalık deneyimi olduğunu ve insanın vicdanıyla yüzleşme biçimlerini sorguladığını dile getirdi. Başrol oyuncusu Cansel Elçin, hikâyenin ağırlığı nedeniyle başlangıçta rolü kabul etmekte zorlandığını ancak bir erkeğin gözünden kadını anlatma biçiminin kendisini etkilediğini belirtti. Zeynep Tuğçe Bayat ise anne olduktan sonra karakteriyle kurduğu bağı anlatırken, oyunculuğun yaşanmışlıktan ziyade empati ve anda kalma becerisi olduğunu vurguladı.

Finalin gücü ve toplumsal yansımalar

Filmin oyuncu kadrosunda yer alan usta isimler Nilüfer Açıkalın ve Mehmet Çepiç de yapımın finali ve taşıdığı mesajlar üzerine görüşlerini paylaştı. Nilüfer Açıkalın, filmin kadın ve erkek acısına dair sunduğu perspektifin ve belirsizlikle biten finalin oldukça etkileyici olduğunu ifade etti. Mehmet Çepiç ise canlandırdığı karakterin vicdansızlığı üzerinden toplumdaki vicdan muhasebesine dikkat çekti. Film ekipleri, izleyicilerden gelen sorularla birlikte, sinemanın toplumsal sorunları ve bireysel çelişkileri yansıtma gücü üzerine derinlikli bir tartışma ortamı oluşturdu. Festival, bu tür yapımlarla hem sanatsal hem de toplumsal bir platform olma özelliğini bir kez daha kanıtlamış oldu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız