Antalya, tarihsel derinliğini yansıtan yeni bir simgeye kavuşmaya hazırlanıyor. Heykeltıraş Cem Güney Çevikbaş, Çanakkale'nin dünyaca ünlü Truva Atı'ndan aldığı ilhamla, Antalya'nın köklü geçmişini temsil edecek devasa bir Likya Atı heykeli projesini hayata geçirmek için kolları sıvadı. Yaklaşık 8-9 metre yüksekliğinde olması planlanan bu anıtsal heykel, sadece bir sanat eseri değil, aynı zamanda Likya uygarlığının izlerini taşıyan kültürel bir köprü olmayı hedefliyor. Sanatçı, projenin temellerini 2027 yılının başında atmayı planladığını belirterek, bu süreçte kamu kurumlarından gelecek desteğin önemine vurgu yapıyor.

Tarihin derinliklerinden gelen bir sembol
Likya uygarlığı üzerine yaptığı kapsamlı araştırmalar sırasında at figürünün bu kadim toplum için taşıdığı hayati önemi fark eden Çevikbaş, projenin çıkış noktasını şu sözlerle özetliyor: Bu topraklarda yaşıyoruz ve buradan besleniyoruz. Likya coğrafyasının zorlu koşullarında atların, savaşlardan ticarete kadar yaşamın her alanında vazgeçilmez bir unsur olduğunu gördüm. Antalya Müzesi'ndeki incelemelerinde, mezar taşlarından sikkelere kadar her yerde at figürlerinin kralların ve halkın yaşamını temsil ettiğini keşfeden sanatçı, bu hikayenin kendisini derinden etkilediğini ifade ediyor. Likyalıların öldüklerinde atlarıyla birlikte gömülmeyi isteyecek kadar bu canlılarla bütünleşmiş olmaları, projenin temel felsefesini oluşturuyor.

Uluslararası festivalde görücüye çıktı
Projenin somut bir örneğini Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali'nde sergileyen Çevikbaş, 4 gün boyunca ziyaretçilere heykelin yapım aşamalarını canlı olarak gösterdi. Bu ön çalışma, büyük heykelin hayata geçirilmesi öncesinde hem halkın ilgisini ölçmek hem de projenin görsel bir prototipini oluşturmak adına önemli bir adım oldu. Geçtiğimiz yıl Kültür Yolu Festivali'nde yaptığı benzer bir çalışma sonrası Antalya Valiliği ve İl Kültür Müdürlüğü'nden aldığı olumlu geri dönüşler, sanatçının motivasyonunu daha da artırdı. Çevikbaş, bu festivalin büyük heykel öncesinde bir basamak görevi gördüğünü ve önümüzdeki dönemde daha detaylı maketler üzerinde çalışacağını belirtiyor.

Demokrasinin beşiğinden dünyaya mesaj
Likya uygarlığının sadece at figürleriyle değil, insan hakları ve demokrasi alanında bıraktığı mirasla da dünya tarihine yön verdiğini hatırlatan Çevikbaş, Antalyalıları bu kadim kültürü daha yakından tanımaya davet ediyor. Demre'deki Likya Müzesi'nin bu konuda önemli bir kaynak olduğunu vurgulayan sanatçı, mezar taşlarındaki yazıların yüzyıllar öncesinden insanlığa dair çok kıymetli mesajlar verdiğini ifade ediyor. Projenin tamamlandığında sadece Antalya'nın değil, dünyanın en iyi yürüyüş rotalarından biri olan Likya Yolu'nun da tanıtımına büyük katkı sağlayacağını belirten Çevikbaş, ilerleyen dönemlerde yolun sonu olan Muğla'da da benzer bir heykel yapılarak iki bölgenin birbirine bağlanabileceği hayalini paylaşıyor. Bu devasa eserin, bölgenin kültürel turizmine ivme kazandıracak bir simge haline gelmesi bekleniyor.

