Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde 9 Eylül 2024 tarihinde yaşanan ve bir gencin hayatını karartan olay, trafikteki tahammülsüzlüğün ne denli vahim sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne serdi. Şeyhmus Çelik yönetimindeki otomobilde bulunanlar ile motosikletli iki şahıs arasında başlayan selektör tartışması, kısa sürede bir kovalamacaya dönüştü. Kırmızı ışıkta yakalanan otomobilin etrafını saran saldırganlar, kasklarıyla camları kırarak araçtakilere saldırdı. Bu saldırı sırasında 21 yaşındaki Sinan Baran Çelik, vücuduna aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralandı ve hastanede yapılan müdahale sonucu dalağını kaybetti.

Şehir eşkıyalığına ağır ceza
Olayın ardından başlatılan yargılama süreci, Antalya 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde nihayete erdi. Mahkeme heyeti, saldırganların eylemini kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirdi. Musa Mesih Acar ve İshak Demir, işledikleri suçun ağırlığı nedeniyle 11 yıl 8'er ay hapis cezasına çarptırıldı. Olay tarihinde yaşı küçük olan B.A.K. ise 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası aldı. Kararın açıklanmasıyla birlikte sanıklar tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savcılık makamı, kullanılan bıçağın öldürmeye elverişli olması, hedef alınan vücut bölgeleri ve darbe sayısını dikkate alarak sanıkların öldürme kastıyla hareket ettiğini iddianamede vurgulamıştı.

Adalet geç de olsa tecelli etti
Mağdur Sinan Baran Çelik'in avukatı Neşet Kocaman, kararın ardından yaptığı açıklamada, müvekkilinin yaşadığı travmanın ve organ kaybının telafisinin mümkün olmadığını belirtti. Avukat Kocaman, sanıkların olay anında tutuklanmamış olmasının toplum vicdanını yaraladığını ifade ederek, hükümle birlikte gelen tutuklama kararının bir nebze olsun adaleti sağladığını dile getirdi. Kocaman, bu davanın benzer trafik kavgaları için emsal niteliği taşıyabileceğini ve caydırıcılık açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Trafikte dehşet anları
İddianameye yansıyan detaylara göre, kavga sırasında saldırganlardan birinin öldürme kastıyla bağırdığı ve tarafların fikir birliği içinde hareket ettiği tespit edildi. Mağdurun avukatı, müvekkilinin ve yanındakilerin olaydan kaçmaya çalışmasına rağmen motosikletli şahısların ısrarla takipte kaldığını ve ışıklarda durduklarında adeta bir şehir eşkıyası gibi saldırdıklarını belirtti. Yargılama süreci boyunca sanıkların serbest kalmasının yarattığı hukuki boşluk, mağdur taraf için süreci daha da zorlaştırmıştı. İstinaf ve Yargıtay aşamaları devam edecek olsa da, mahkemenin verdiği bu karar, trafikteki şiddet olaylarına karşı yargının bakış açısını net bir şekilde ortaya koydu.