Türkiye'nin enerji bağımsızlığı yolunda stratejik bir öneme sahip olan toryum kaynakları, Eskişehir'de alınan yeni bir kararla yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla 31 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan karar, Sivrihisar ve Beylikova ilçelerini kapsayan bölgede toryum, barit, florit ve nadir toprak elementlerinin çıkarılması için acele kamulaştırma sürecini başlattı. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün uhdesinde bulunan bu sahada, endüstriyel tesislerin kurulumundan atık barajlarına kadar geniş bir altyapı yatırımı planlanıyor. Toplamda 2 milyon 650 bin metrekareyi aşan bir alanı etkileyen bu hamle, bölgedeki 258 farklı taşınmazın kamulaştırılmasını zorunlu kılıyor.

Enerji denkleminde toryumun devrimsel gücü
Fizikçi Prof. Dr. Saleh Sultansoy, yıllardır Türkiye'nin enerji geleceği için toryumun vazgeçilmez bir kaynak olduğunu savunuyor. Sultansoy'un yaptığı hesaplamalar, toryumun enerji yoğunluğunun geleneksel kaynaklarla kıyaslanamayacak kadar yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, bir yıl boyunca kesintisiz 1 gigavatlık güç üretimi sağlamak için yaklaşık 3,5 milyon ton kömür veya 200 ton uranyum gerekirken, aynı enerji miktarı sadece 1 ton toryum ile elde edilebiliyor. Kömürün yarattığı yüksek karbondioksit salımı ve uranyumun beraberinde getirdiği radyoaktif atık riskleri göz önüne alındığında, toryum temelli sistemler hem çevresel hem de güvenlik açısından çok daha sürdürülebilir bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Rezervlerin büyüklüğü ve teknolojik zorunluluk
Türkiye'nin toryum potansiyeli sadece Eskişehir ile sınırlı değil; Malatya, Kayseri, Sivas, Diyarbakır ve Burdur gibi bölgelerde de önemli oluşumlar bulunuyor. Ancak Eskişehir-Sivrihisar ve Beylikova sahaları, 694 milyon tonluk kaynak materyal ve 540 bin tonluk toryum rezerviyle en büyük paya sahip. Prof. Dr. Sultansoy, bu devasa kaynağın teorik olarak Türkiye'nin enerji ihtiyacını yaklaşık 4 bin yıl boyunca karşılayabileceğini belirtiyor. Özellikle Isparta'nın Aksu bölgesindeki 20 bin tonluk rezervin, daha kolay işlenebilir yapısıyla tek başına Türkiye'nin 100 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede olması dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, sadece kaynağa sahip olmanın yeterli olmadığını, bu madeni enerjiye dönüştürecek ileri teknolojiye yatırım yapılması gerektiğini ısrarla vurguluyor.

Ulusal Ar-Ge ve gelecek vizyonu
Türkiye'nin bu alandaki çalışmaları 2003 yılında düzenlenen Toryum Yakıtlı Nükleer Teknolojiler Çalıştayı ile ivme kazanmıştı. Bugün gelinen noktada, toryum yakıtlı hızlandırıcı sürümlü sistemler üzerine ulusal bir Ar-Ge programının başlatılması ve uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi, hedeflenen enerji dönüşümü için hayati önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verileri, Malatya-Kuluncak gibi bölgelerde de 3,8 milyon tonluk kaynak materyal tespit edildiğini doğruluyor. Şimdi gözler, Eskişehir'deki bu devasa kamulaştırma hamlesinin ardından kurulacak tesislerin, Türkiye'yi enerji teknolojilerinde dışa bağımlılıktan kurtarıp kurtarmayacağına çevrilmiş durumda. Ülkenin stratejik bir hamle olarak gördüğü bu süreç, sadece bir madencilik faaliyeti değil, aynı zamanda uzun vadeli bir teknolojik kalkınma projesi olarak değerlendiriliyor.


