Antalya'da 5 Nisan 2022 tarihinde gerçekleşen ve bir ailenin hayatını karartan trajik olay, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde basit bir miyom ameliyatı ile başladı. 33 yaşındaki Gülşah Gizem Angı, 15-20 dakika sürmesi planlanan histeroskopik miyomektomi operasyonu için girdiği ameliyathaneden bir daha canlı çıkamadı. Genç kadının ölümüyle sonuçlanan süreç, Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 5'inci duruşmada Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulundan gelen raporla birlikte yeni bir evreye girdi. Mahkemeye sunulan raporda, ölümün tıbbi bir ihmal sonucu gerçekleştiği net bir şekilde ortaya konuldu.
16 kiloluk korkunç fark ve tıbbi ihmal
Adli Tıp Üst Kurulu tarafından hazırlanan raporda, ameliyat sırasında kullanılan sıvıların takibinin yapılmadığı ve hastaya aşırı sıvı yüklendiği vurgulandı. Operasyon sırasında toplam 24 litre izotonik sıvı kullanıldığı, ancak vücuda giren ve çıkan sıvı arasındaki dengenin gözetilmediği tespit edildi. En çarpıcı detay ise Gülşah Gizem Angı'nın ameliyata 58 kilo olarak girip, otopsi masasında 74 kilo olarak tartılmasıydı. 16 kiloluk bu devasa artışın, vücutta oluşan yaygın ödem ve kontrolsüz sıvı yüklemesinden kaynaklandığı bilimsel olarak doğrulandı. Kurul, bu hesaplamayı yapmadan ameliyata devam eden sorumlu cerrah Mete Ç.'nin eylemlerini tıbben uygun bulmayarak ölüm üzerindeki kusur derecesini 4/8 olarak belirledi.
Anestezi ekibinin sorumluluğu ve soru işaretleri
Raporda sadece cerrahi ekip değil, anestezi uzmanları Bilge K. ve Nurten K. de kusurlu bulundu. Ameliyatın henüz 15-20'nci dakikasında serum setine basınçlı sıvı ve kan gelmesine rağmen, aşırı sıvı yüklenmesi bulgularını araştırmadan işleme devam etme kararı veren anestezi uzmanlarının hatalı eylemi, ölüm üzerindeki etki derecesi olarak 2/8 şeklinde raporlandı. Baba Ayhan Angı, duruşma çıkışında bu 2/8'lik oranın ne anlama geldiğini ve geri kalan 2/8'lik kısmın kime atfedildiğini sorgulayarak, adaletin tam anlamıyla tecelli etmesini beklediklerini ifade etti.
Canlı cenaze olarak yaşayan bir ailenin feryadı
Kızını elleriyle toprağa veren 69 yaşındaki baba Ayhan Angı, yıllardır dile getirdikleri gerçeklerin Adli Tıp raporuyla tescillenmesinin ardından yaptığı açıklamada, o gün sadece kızlarının değil, kendilerinin de öldüğünü belirtti. Anne Vijdan Angı ise kızının çeyizlerini dağıtmak zorunda kalmanın ve hayallerinin yarım kalmasının verdiği derin acıyı dile getirerek, anneliğinin elinden alındığını söyledi. Aile, kızlarının ruhunun huzur bulması için hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini vurguladı. Sanık avukatlarının rapora itiraz ederek süre istemesi üzerine duruşma ileri bir tarihe ertelenirken, aile Türk adaletine olan güvenlerini yineledi.