İstanbul merkezli olarak başlatılan ve Türkiye genelinde 14 ili kapsayan yasa dışı üreme hücresi ticareti operasyonunda, insan hayatının nasıl bir ticari meta haline getirildiği gözler önüne serildi. CİMER üzerinden gelen bir ihbarı titizlikle değerlendiren İstanbul Emniyeti Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şubesi ekipleri, Türk vatandaşı kadınların yumurtalarının para karşılığında yurt dışındaki kliniklere pazarlandığını ortaya çıkardı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, haklarında işlem başlatılan 53 kişiden 42'si gözaltına alınırken, ele geçirilen dijital materyaller şebekenin kurduğu sistemin ne kadar organize ve acımasız olduğunu kanıtladı.
Katalog üzerinden bebek pazarlığı
Operasyonun en çarpıcı detayı, örgüt lideri Hacer T.'nin dijital verilerinde bulunan ve donör kadınların fiziksel özelliklerinin detaylıca listelendiği kataloglar oldu. Şebeke, yumurtalarını satan kadınların göz rengi, saç rengi, ten rengi ve kan grubu gibi biyolojik verilerini adeta bir ürün kataloğu gibi potansiyel alıcılara sundu. Whatsapp yazışmalarında, alıcılara doğacak bebeğin donörün fiziksel özelliklerini taşıyacağı vaat edilerek pazarlık yapıldığı tespit edildi. Özellikle Gürcistan ve Arnavutluk'taki kliniklerin, sarı saç ve renkli göz gibi spesifik kriterlere sahip donörleri tercih ettiği, şebekenin de bu talebe göre kadınları seçip yönlendirdiği belirlendi. Donörlerin fotoğraflarının da bu kataloglarda yer alması, sürecin ne kadar sistematik bir şekilde yürütüldüğünü gözler önüne serdi.
Konfeksiyon işçiliğinden şebeke liderliğine
Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre, örgüt lideri Hacer T.'nin geçmişi, kurduğu yasa dışı ağın nasıl geliştiğini de açıklıyor. SGK kayıtlarına göre 6 yıl öncesine kadar bir konfeksiyon atölyesinde işçi olarak çalışan Hacer T.'nin, ilk olarak bir arkadaşı aracılığıyla donörlük yapmaya başladığı, zamanla sistemin işleyişini kavrayarak kendi şebekesini kurduğu anlaşıldı. Hacer T., sevgilisi Muammer T. ile birlikte hareket ederek, yumurta başına 100 dolar gibi bir komisyon üzerinden kazanç sağladı. Şebekenin sadece donör bulmakla kalmadığı, Türkiye'nin farklı illerindeki doktorlarla anlaşarak kayıt dışı muayenehanelerde hazırlık süreçlerini yönettikleri de tespit edildi. Pendik'te görevli bir kadın doğum uzmanı olan Soner S.'nin organizasyondaki rolü ve KKTC'deki üç ayrı hastaneyle kurulan doğrudan temaslar, operasyonun boyutlarını genişletti.
Milyonluk vurgun ve firari şüpheliler
Şebekenin, biyolojik anneliği sadece yumurta hücresini veren kişi üzerinden tanımlayarak, bu kişisel verileri ticari bir kazanç kapısına dönüştürdüğü anlaşıldı. KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan'ın Batum kentine gönderilen donör kadınlar üzerinden sağlanan toplam gelirin, ilk belirlemelere göre 2 milyon Avro olduğu tahmin ediliyor. Operasyon kapsamında gözaltına alınanlar arasında 34 donör kadın, 4 doktor ve 4 organizatör bulunuyor. Kıbrıs'ta kliniği bulunan Hayat İ. isimli doktorun da aralarında olduğu şüphelilerin emniyetteki sorguları devam ederken, polis ekipleri firari durumdaki 11 şüphelinin yakalanması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Şebekenin, donörlerin fiziksel özelliklerine göre fiyat tarifesi belirlemesi ve bu verileri arşivleyerek pazarlaması, yasa dışı üreme ticareti soruşturmasının en karanlık noktalarından biri olarak kayıtlara geçti.