Şanlıurfa'da yaşayan 36 yaşındaki Ömer Atılgan, kısa süren evliliğinin ardından yaşadığı trajik olaylar silsilesiyle gündeme geldi. 24 Nisan 2026 tarihinde İ.A. (26) ile dünyaevine giren Atılgan, evliliğinin henüz birinci ayında büyük bir hayal kırıklığı ve ardından gelen fiziksel saldırılarla karşı karşıya kaldı. Atılgan, eşinin kendisini dolandırdığını, düğün altınlarını alarak kayıplara karıştığını ve bu süreçte hem eşi hem de eşinin çevresindeki kişiler tarafından sistematik bir şekilde ölümle tehdit edildiğini öne sürdü. Yaşadığı mağduriyetin boyutlarının sadece maddi kayıplarla sınırlı kalmadığını belirten Atılgan, son olarak bir hafta önce yolunun kesilerek vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklandığını ifade etti.
İddiaların odağındaki evlilik ve bebek krizi
Atılgan'ın iddialarına göre, tanışmalarından sadece bir ay sonra İ.A., kendisinden gebe olduğunu söyleyerek evlilik sürecini hızlandırdı. Ancak evlilik birliği devam ederken, Atılgan eşinin bu bebeği yasa dışı yollarla temin ettiği ilaçlarla düşürdüğünü öğrendiğini belirtti. Bu vahim durumu, eşine ait cep telefonundaki mesaj kayıtlarından tespit ettiğini söyleyen Atılgan, olayın içinde eşinin annesinin ve bir sağlık memurunun da parmağı olduğunu iddia etti. Mesaj kayıtlarında, annesinin hesabından para gönderilerek ilacın temin edildiğine dair delillerin bulunduğunu savunan Atılgan, bu durumu yargıya taşıyarak suç duyurusunda bulunduğunu dile getirdi.
Altınlarla kaçış ve bitmek bilmeyen tehditler
Evliliğin sona ermesiyle birlikte İ.A.'nın düğün altınlarını alarak kaçtığını belirten Ömer Atılgan, eşinin kendisine gönderdiği mesajlarda bu durumu itiraf ettiğini öne sürdü. Atılgan, eşinin mesajlarında, altınlarla hayatını yaşadığını ve kendisini de diğerleri gibi kandırdığını açıkça ifade ettiğini iddia etti. Boşanma davası sürecinde eşinin başka erkeklerle alkollü mekanlarda çekilmiş fotoğraf ve videolarını mahkemeye delil olarak sunduğunu belirten Atılgan, İ.A.'nın daha önce de benzer bir evlilik yapıp kısa sürede ayrıldığını resmi kayıtlardan öğrendiğini vurguladı. Uzaklaştırma kararı aldırmasına rağmen tehditlerin kesilmediğini söyleyen Atılgan, 15 Eylül tarihinde erkek arkadaşı olduğunu düşündüğü bir kişinin fotoğrafını çektiği için tekrar ölümle tehdit edildiğini, hatta kız kardeşinin bile kendisine tehdit mesajları gönderdiğini belirtti.
Can güvenliği yok, adalet bekliyor
Yaşadığı süreçte yaklaşık 1 milyon liralık maddi zarara uğradığını ifade eden Atılgan, Cumhuriyet Başsavcılığına defalarca şikayette bulunduğunu ancak tehditlerin dozunun her geçen gün arttığını dile getirdi. HTS kayıtlarında eşinin sürekli farklı erkeklerle görüştüğünün ve bu kişilerin kendisini sürekli taciz ettiğinin altını çizen Atılgan, can güvenliğinin kalmadığını ifade ederek yetkililerden koruma talep etti. Kendi ifadesiyle haysiyetsiz bir hayatın içine çekildiğini ve dolandırıldığını belirten Atılgan, yaşadığı bu kabus dolu günlerin ardından adaletin yerini bulmasını ve uğradığı maddi zararın tazmin edilmesini bekliyor. Şanlıurfa'daki bu olay, boşanma aşamasındaki çiftler arasında yaşanan gerilimin ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini gözler önüne sererken, Atılgan'ın hukuki mücadelesi devam ediyor.