Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde 4 Ağustos akşamı bisiklet sürerken meydana gelen trajik kazada hayatını kaybeden İlyas Ulutaş'ın davasında ilk duruşma gerçekleştirildi. Olay günü aşırı alkollü olduğu tespit edilen otomobil sürücüsü Mustafa Gürşen, ilk kez hakim karşısına çıkarak savunmasını yaptı. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken, davanın bir sonraki celsesinin ekim ayında görülmesine hükmetti. Duruşma süreci, kazanın gerçekleştiği günden bu yana adaletin tecelli etmesini bekleyen Ulutaş ailesi ve bisiklet camiası için kritik bir dönemeç oldu.
Adliye önünde adalet çağrısı
Duruşma öncesinde İlyas Ulutaş'ın arkadaşları, yaşanan acı olaya dikkat çekmek ve aileye destek vermek amacıyla anlamlı bir eylem gerçekleştirdi. Gençlik Parkı'ndan Ankara Adliyesi'ne kadar pedal çeviren bisikletçiler, meslektaşlarının anısını yaşatmak ve trafik güvenliği konusundaki duyarsızlığa tepki göstermek için bir araya geldi. Adliye önünde toplanan kalabalık, davanın takipçisi olacaklarını vurgularken, sanığın serbest bırakılmaması yönündeki beklentilerini dile getirdi. Ailenin avukatı Gülşah Satun, sanığın tutukluluk halinin devam etmesinin, bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçunun ciddiyeti açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Hatırlamıyorum savunmasına tepki
Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan abla Damla Ulutaş, sanık Mustafa Gürşen'in olay anına dair hiçbir şeyi hatırlamadığı yönündeki ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını öne sürdü. Abla Ulutaş, kardeşinin emniyet şeridinde seyir halindeyken makas atan bir sürücü tarafından hayattan koparıldığını belirterek, sanığın alkolün etkisinin geçmesini beklemek için kaza sonrası evine gidip aracını park edebildiğini hatırlattı. Sanığın bu durumu kendi lehine bir koz olarak kullandığını iddia eden aile, adaletin yerini bulmasını ve sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyor.
Keşif süreci davanın seyrini değiştirecek
Davanın avukatı Gülşah Satun, sanığın mahkemedeki beyanlarının gerçeklerle örtüşmediğini ve suçtan kurtulmaya yönelik bir kurgu içerdiğini ifade etti. Avukat Satun, sanığın sanki alkollü değilmiş veya hız yapmıyormuş gibi bir tablo çizmeye çalıştığını belirterek, olay yerinde yapılacak keşfin önemine dikkat çekti. İlerleyen celselerde dinlenecek tanıkların ve yapılacak keşif çalışmalarının, kazanın oluş şeklini ve sanığın kusur oranını netleştirmesi bekleniyor. Hukuk süreci, sanığın iddia ettiği hafıza kaybının bir savunma stratejisi mi yoksa gerçek bir durum mu olduğunu ortaya koyacak.