Belçika'nın başkenti Brüksel, hükümetin önümüzdeki yıllara yönelik hazırladığı kapsamlı kemer sıkma politikalarına karşı düzenlenen devasa protestolarla sarsıldı. Ülkenin ekonomik daralması ve artan askeri harcamalar nedeniyle 2029 yılına kadar 10 milyar euroluk bir kaynağa ihtiyaç duyan Başbakan Bart De Wever yönetimi, toplumun her kesimini derinden etkileyecek radikal tedbirler üzerinde çalışıyor. Hükümetin bu planlarını 13 Ekim'de Federal Meclis'e sunmaya hazırlandığı süreçte, sendikalar ve öğrenci grupları sokaklara inerek tepkilerini en sert şekilde dile getirdi. Ülkenin en büyük sendikal yapıları olan Belçika Genel Emek Federasyonu (FGTB) ve Hristiyan Sendikalar Konfederasyonu (CSC), hükümetin çalışanların alım gücünü hedef alan bu politikalarına karşı ulusal çapta bir gösteri çağrısında bulundu. Çağrıya yanıt veren binlerce kişi, sabahın erken saatlerinde Brüksel Merkez Tren İstasyonu önünde bir araya gelerek hükümet karşıtı sloganlar attı. Ancak barışçıl başlaması planlanan gösteri, genç grupların polise havai fişek ve taşlarla saldırmasıyla kısa sürede kontrolden çıktı.
Sokaklarda yükselen şiddet dalgası
Protestoların şiddetlenmesiyle birlikte Brüksel'in merkezi adeta bir savaş alanına dönüştü. Yağmurlu havaya rağmen dağılmayan kalabalık, şehir merkezinden Midi Tren İstasyonu'na doğru ilerlerken güvenlik güçleriyle çatışmaya devam etti. Eylemciler, öfkelerini sokaklardaki ortak kullanımlı bisikletleri ve araçları ateşe vererek gösterdi. Polis ekipleri, kendilerine taş ve havai fişek fırlatan gruplara göz yaşartıcı gaz ve TOMA'larla müdahale etmek zorunda kaldı. Genç protestocular, polisin müdahalesinden kaçmak için ara sokaklara dağılarak farklı noktalardan saldırılarını sürdürdü. Sendika üyeleri olayların büyümesiyle birlikte çevredeki kafelere sığınırken, öğrenciler ve güvenlik güçleri arasındaki gerilim gün boyu devam etti. Yaşanan arbede sonucunda yaralananların veya gözaltına alınanların durumu hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Ekonomik kriz ve hükümetin ısrarlı tutumu
Hükümet kanadında ise protestolara rağmen geri adım atılacağına dair bir işaret bulunmuyor. Başbakan De Wever, ülkenin toplam bütçe açığının 33 milyar euro seviyesinde olduğunu vurgulayarak, 2029 yılına kadar 10 milyar euroluk kaynağın bulunmasının zorunlu olduğunu savunuyor. Bu doğrultuda masada; kamu harcamalarının kısıtlanması, sağlık sisteminde köklü reformlar, çalışanların enflasyona bağlı otomatik maaş artışlarının sınırlandırılması ve katma değer vergisi oranlarının yükseltilmesi gibi oldukça tartışmalı başlıklar yer alıyor. Hükümetin bu kararlı tutumu, koalisyon ortakları arasında da fikir ayrılıklarına neden olurken, sendikalar bu tedbirlerin halkın alım gücünü tamamen yok edeceğini savunuyor.
Sendikalardan alternatif çözüm önerisi
Sendikalar, hükümetin izlediği yöntemin yanlış olduğunu savunarak kendi çözüm yollarını ortaya koydu. Hükümete 30 milyar euroluk alternatif bir yol haritası sunduklarını belirten sendika temsilcileri, kaynak yaratmak için çalışanların cebine göz dikmek yerine farklı bir strateji izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Sendikaların önerisi, yüksek düzeyde varlık sahiplerinden ve çok yüksek kâr elde eden enerji şirketlerinden daha fazla vergi alınması üzerine kurulu. Hükümetin bu alternatif öneriyi dikkate alıp almayacağı veya 13 Ekim'deki meclis sunumunda nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor. Ancak mevcut tablo, Belçika'da önümüzdeki günlerin oldukça gergin geçeceğini ve toplumsal huzursuzluğun artarak devam edeceğini gösteriyor.