Bursa, Osmanlı'nın kuruluşuna tanıklık eden köklü tarihi, doğal güzellikleri ve zengin gastronomi kültürüyle Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonlarından biri olma potansiyelini taşıyor. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilmesi, kentin turizm altyapısında yaşanan kronik sorunlar nedeniyle sekteye uğruyor. Bursa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkan Yardımcısı Esra Öztürk, turizm sektörünün paydaşlarının katıldığı 5'inci Bursa Turizm Zirvesi'nde yaptığı çarpıcı değerlendirmelerle, ziyaretçilerin kentte karşılaştığı temel zorluklara dikkat çekti. Öztürk'e göre, bir şehrin turizmdeki başarısı sadece tarihi yapıların korunmasıyla değil, aynı zamanda o yapıları ziyaret eden misafirlerin konforlu ve güvenli bir deneyim yaşamasıyla ölçülüyor. Kentin turizm algısını doğrudan etkileyen bu altyapı eksiklikleri, rehberlerin tur programlarını hazırlarken zorunlu olarak kısıtlamalara gitmesine neden oluyor.
Tarihi alanlara ulaşım bir stres kaynağına dönüştü
Sahada görev yapan turist rehberlerinin en büyük mücadelesi, 45 kişilik büyük tur otobüslerini tarihi bölgelere güvenli bir şekilde ulaştırmak ve park yeri bulmak üzerine kurulu. Esra Öztürk, özellikle dar sokaklara sahip tarihi bölgelerde yaşanan otopark ve indirme-bindirme alanı yetersizliğinin, tur programlarının kaderini belirlediğini ifade ediyor. Rehberler için ziyaretçilerin can güvenliğinin her şeyin önünde geldiğini vurgulayan Öztürk, bazı durumlarda sırf otobüsün yanaşabileceği güvenli bir nokta bulunamadığı için, UNESCO mirası listesindeki önemli noktaların tur programlarından tamamen çıkarılmak zorunda kaldığını belirtiyor. Tophane gibi kentin en ikonik noktalarında bile yaşanan trafik karmaşası ve korna sesleri, ziyaretçilerin şehre dair ilk izlenimlerini olumsuz etkileyen unsurlar arasında başı çekiyor.
UNESCO mirasını bütüncül anlatmak imkansızlaşıyor
Bursa'nın erken Osmanlı dönemine ait külliyeleri, bir zincirin halkaları gibi birbirini tamamlayan hikayelere sahip. Ancak Muradiye, Hüdavendigar ve Yıldırım Beyazıt külliyeleri gibi değerlerin, ulaşım ve otopark kısıtlamaları nedeniyle tur programlarında hak ettiği yeri alamaması, kentin kültürel mirasının bütüncül bir şekilde anlatılmasını zorlaştırıyor. Ziyaretçilerin bu alanlara rahatça ulaşamaması, Bursa'nın sunduğu tarihi derinliğin eksik kalmasına yol açıyor. Öztürk, rehberlerin sadece tarihi bilgiyi aktarmakla kalmadığını, aynı zamanda kentin yaşam biçimini ve coğrafyasını bir bütün olarak sunduğunu hatırlatarak, altyapı eksikliklerinin bu bütünlüğü bozduğunu ifade ediyor. Şehrin tarihi dokusunu korumak kadar, o dokuya erişimi kolaylaştıracak bir ulaşım stratejisinin de acilen hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Temel ihtiyaçlar turizm kalitesini belirliyor
Turizm altyapısı denildiğinde genellikle büyük projeler akla gelse de, Esra Öztürk'ün dikkat çektiği en kritik noktalardan biri de temiz ve erişilebilir tuvaletler gibi temel ihtiyaçlar. Kalabalık turist gruplarının yönetilmesinde bu tür basit görünen ancak hayati öneme sahip altyapıların eksikliği, rehberlerin program akışını sürekli değiştirmesine neden oluyor. Yabancı turistlerin Bursa'nın genel temizliği konusunda olumlu geri bildirimler verdiğini belirten Öztürk, bu temizlik algısının tuvaletler gibi temel hizmet noktalarında da sürdürülmesi gerektiğini savunuyor. Bursa'nın yeşili, Uludağ'ı ve tarihi mirasıyla çok güçlü bir şehir olduğunu belirten Öztürk, binaları inşa etmenin ötesinde, şehre bir ruh kazandırmanın ve bu ruhu ziyaretçilere en konforlu şekilde sunmanın önemine değiniyor. Zirveye katılan tüm paydaşların, Bursa'nın turizm potansiyelini daha ileriye taşımak için güçlü bir irade sergilemesi, kentin geleceği açısından umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.