Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde yürekleri dağlayan kozmetik dolum tesisi yangınının üzerinden geçen sürece rağmen acılar ilk günkü tazeliğini koruyor. Yedi kişinin hayatını kaybettiği bu büyük facianın ardından açılan davanın dördüncü celsesi, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda büyük bir gerginlik ve hüzünle başladı. Duruşma salonunun kapısında toplanan acılı aileler, avukatlar ve sendika temsilcileri, sadece bir yargılama süreci değil, aynı zamanda bir vicdan muhasebesi için bir araya geldi. Özellikle hayatını kaybedenlerden Tuğba Taşdemir'in doğum gününün duruşma gününe denk gelmesi, adliye önündeki atmosferi daha da ağırlaştırdı. Aileler, evlatlarının anısını yaşatmak ve sorumluların hak ettikleri cezayı almalarını sağlamak için kararlı bir duruş sergiledi.
Kamu görevlileri ilk kez hakim karşısında
Daha önce sadece fabrika sahipleri ve yöneticilerinin yargılandığı ana dosya, kamu görevlileri hakkında hazırlanan iddianamenin birleştirilmesiyle genişledi. Bu kapsamda, aralarında belediye başkan yardımcısı ile eski ve mevcut müdürlerin de bulunduğu 7 kamu görevlisi, ilk kez mahkeme huzurunda ifade vermek üzere sanık sandalyesine oturdu. İddianamede bu isimler hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçlamasıyla 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Ancak aileler ve avukatlar, bu genişlemenin yeterli olmadığını, sorumluluk zincirinin çok daha geniş bir yapıyı kapsadığını savunuyor. Avukat Mürsel Ünder, teşkilat yapısı içerisindeki 34 farklı görev ve sorumluluk alanıyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, soruşturmanın mevcut haliyle eksik kaldığını vurguladı.
Ailelerin adalet çığlığı ve tepkiler
Duruşma öncesinde cezaevi kampüsü önünde bir araya gelen aileler, yaşadıkları derin acıyı ve adalet beklentilerini dile getirdi. Hayatını kaybeden Songül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut, dışarıda hala yargılanması gereken sorumlular olduğunu belirterek adalete olan ihtiyacını haykırdı. Nisa Taşdemir'in annesi Altun Taşdemir ise yangın merdiveni olmayan bir binada çocuklarının adeta ölüme terk edildiğini, birbirlerine sarılarak can verdiklerini gözyaşları içinde anlattı. Cansu Esatoğlu'nun babası İbrahim Esatoğlu ise kamu görevlilerinin kendilerine yönelik şov yaptıkları yönündeki iddialarına sert tepki göstererek, yanan canların hesabının sorulması gerektiğini ifade etti. Aileler, çocuklarının kömürleşmiş bedenlerini teslim aldıkları o kara günü unutmadıklarını ve sorumluların en ağır cezayı alana kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirttiler.
Soruşturmanın eksikliği ve yeni iddialar
Avukat Saruhan Efe Kadayıfçı, kamu görevlilerinin dosyaya eklenmiş olmasının önemli bir adım olduğunu ancak sürecin hala eksiklikler barındırdığını savundu. Avukatlar, sadece belediye yetkilileriyle sınırlı kalmayan, daha geniş bir ihmaller zincirinin sorgulanması gerektiğini dile getiriyor. Duruşma salonu girişinde yaşanan tartışmalar, taraflar arasındaki gerilimin ne kadar yüksek olduğunu gözler önüne serdi. Avukat Mürsel Ünder, kendilerine yönelik hadsizce şov yapıyorsunuz diyenlere karşı, parfüm şişelerinden tahsis edilen araçlara ve gizli ortaklık ilişkilerine kadar her detayı tek tek soracaklarını belirtti. Bu katliamın sorumlularının en alt düzeyden en üst düzeye kadar hesap vermesi gerektiğini vurgulayan avukatlar, seslerini titretmeden adaletin tecelli etmesi için çaba göstereceklerini ifade ettiler. Dava süreci, hem hukuki bir hesaplaşma hem de benzer acıların bir daha yaşanmaması adına toplumsal bir beklenti haline gelmiş durumda.