Kapadokya bölgesinin simgesi haline gelen peribacalarından birinin Göreme beldesinde aniden yıkılması, bölgedeki jeolojik yapıların güvenliği konusundaki tartışmaları alevlendirdi. Olayın ardından gözler, bölgedeki riskleri çok daha önceden fark eden ve uyarılarıyla dikkat çeken Maden Teknolojisi ve Yer Bilimleri Uzmanı Serkan İçelli'ye çevrildi. İçelli, Göreme Açık Hava Müzesi girişinde yaşanan bu yıkımın aslında sürpriz olmadığını, bölgenin jeolojik dilinin uzun süredir tehlike sinyalleri verdiğini belirtti.
Doğanın dili ve yaklaşan tehlike
Uzman isim, aylar önce aynı bölgede yaptığı incelemeler sırasında çektiği videolarda, yapıların mevcut durumunun ciddi bir risk taşıdığını vurgulamıştı. İçelli, o dönemde yaptığı gözlemlerde, bugün yıkılan bölgeye işaret ederek, buranın her an çökebileceği uyarısında bulunduğunu hatırlattı. Bölgedeki peribacalarının ve oyukların, milyonlarca yıllık volkanik süreçlerin ve erozyonun bir eseri olduğunu belirten İçelli, bu yapıların zamanla yıpranmasının kaçınılmaz bir süreç olduğunu ifade etti. Özellikle 1950'li yıllara kadar aktif bir yaşam alanı olarak kullanılan bu bölgelerin, kaya düşmeleri ve çökmeler nedeniyle tahliye edilerek müzeye dönüştürüldüğünü hatırlatan uzman, günümüzde yaşanan olayın da bu sürecin bir devamı olduğunu dile getirdi.
Jeolojik süreçler ve insan müdahalesi
İçelli, bölgedeki yapıların sadece doğal süreçlerle değil, binlerce yıl önce insan eliyle oyularak oluşturulan yaşam alanlarıyla da şekillendiğini belirtti. Yaklaşık 10 milyon yıllık jeolojik bir geçmişe sahip olan bu oluşumların, 4 bin yıl önce insan eliyle kentleşmeye açıldığını ifade eden İçelli, bu durumun yapısal bütünlüğü etkilediğini vurguladı. Özellikle yağışlı dönemlerde toz tanelerinin suya doyarak şişmesi, gözenek basıncını artırıyor ve yapıların ağırlaşmasına neden oluyor. Bu ağırlaşma süreci, insan eliyle oyulmuş olan kısımların deformasyonunu hızlandırarak, bugün yaşanan türden yıkımlara zemin hazırlıyor. Uzman, doğanın bu tür olaylarla aslında bir mesaj verdiğini ve yeterli dikkat gösterildiğinde bu tehlikelerin önceden anlaşılabileceğini savundu.
Restorasyon ve turizm için çözüm önerileri
Bölgedeki tehlikenin boyutlarını gözler önüne seren Serkan İçelli, sadece izlemenin yeterli olmadığını, acil ve disiplinli bir müdahale gerektiğini savundu. Yapıların tek tek tespit edilerek, doğaya uygun tekniklerle restore edilmesi gerektiğini belirten İçelli, güçlendirme çalışmalarının turizm açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. Doğal dokuyu bozmadan yapılacak profesyonel bir restorasyon çalışmasıyla, riskli alanların güvenli hale getirilebileceğini ve turizme yeniden kazandırılabileceğini savunan uzman, yerel ve merkezi yönetimlerin bu konuda daha proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurguladı. İçelli, doğanın dilinden anlamanın ve jeolojik süreçleri doğru okumanın, Kapadokya gibi eşsiz bir mirasın korunması için tek yol olduğunu sözlerine ekledi.