Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde 2009 yılında aniden ortadan kaybolan ve o tarihten itibaren kendisinden hiçbir haber alınamayan 52 yaşındaki Gülşen Uyar'ın dosyası, aradan geçen 17 yılın ardından yeniden açıldı. Emniyet birimlerinin titizlikle yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Uyar'ın eşinden boşandıktan sonra tek başına yaşadığı ve kayboluşunun ardından bir daha kimsenin oturmadığı ev mercek altına alındı. Bölgedeki komşuların ifadelerine başvurulmasıyla birlikte, olayın üzerindeki sis perdesi aralanmaya başladı.
Şüpheli yangın sonrası derinleşen soruşturma
Gülşen Uyar'ın kaybolmasının ardından evde meydana gelen ve yapıyı kullanılamaz hale getiren şüpheli yangın, soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli detaylardan biri oldu. Yangın sonrası yapılan ilk incelemelerde herhangi bir ize rastlanmaması üzerine, ekipler evin zemininde detaylı bir kazı çalışması yapılmasına karar verdi. Üç gün boyunca süren hummalı çalışmalar sonucunda, enkazın yaklaşık iki metre derinliğinde, tuğla ve kiremitlerle özel olarak örülmüş bir bölme tespit edildi.
Kireçle gizlenmiş insan kalıntıları bulundu
Ekipler, kazı alanında yaptıkları incelemede, üzeri kireçle kapatılarak gizlenmeye çalışılmış bir kafatası, çene, diş, omuz, kol ve bacak kemiklerine ulaştı. Bu korkunç bulgular, 17 yıldır süren belirsizliğin bir cinayetle sonuçlanmış olabileceği ihtimalini güçlendirdi. Olay yerinde bulunan kemik parçaları, detaylı inceleme ve kimlik tespiti işlemleri için Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi. Kalıntıların Gülşen Uyar'a ait olup olmadığının kesinleşmesi için kızından alınan DNA örnekleri ile karşılaştırma yapılacak.
Adli Tıp raporu bekleniyor
Soruşturma süreci, Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek olan DNA eşleşme sonuçlarına odaklanmış durumda. Eğer kemiklerin Uyar'a ait olduğu doğrulanırsa, 17 yıl önce yaşanan bu gizemli kayboluş vakası bir cinayet dosyasına dönüşecek. Emniyet güçleri, evin zeminine bu kalıntıları kimin yerleştirdiğini ve olayın arkasındaki sır perdesini aralamak için bölgedeki tanıkların ifadelerini yeniden değerlendirmeye devam ediyor. Bölge halkını derinden sarsan bu gelişme, yıllardır süren bekleyişin acı bir sonla noktalanabileceğini gösteriyor.