Burdur'un Karasenir Mahallesi'nde 26 Haziran gecesi yaşanan ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trajik olay, yargı sürecinin başlamasıyla yeni bir boyut kazandı. 41 yaşındaki Hasan Akay'ın hayatını kaybettiği olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, mahkeme tarafından kabul edildi. Olayın merkezindeki 21 yaşındaki Ali Ç., ifadesinde maktulü öldürme kastı taşımadığını, sadece korkutmak amacıyla ateş ettiğini öne sürse de, savcılık makamı sunulan deliller ışığında bu savunmayı kabul etmedi. Savcılık, sanığın kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını ve olayda herhangi bir haksız tahrik unsuru bulunmadığını vurgulayarak ceza indirimi uygulanmamasını talep etti.
Olay gecesi yaşananların perde arkası
Olayın gelişimi, tarafların ifadeleri ve toplanan delillerle karmaşık bir yapı arz ediyor. Ali Ç., ifadesinde olay anında evde uyuduğunu, eşinin bağırması üzerine uyandığını ve Hasan Akay'ın evde olduğunu fark ettiğini belirtti. İddiaya göre Akay, Ali Ç.'nin ablasına yönelik uygunsuz davranışlarda bulunmuş ve bu durum evde büyük bir arbedeye yol açmıştı. Ali Ç., eşinin ve ablasının Akay ile boğuştuğunu, kendisinin de bu sırada darp edildiğini öne sürdü. Ancak savcılığın hazırladığı iddianamede, bu iddiaların kamera kayıtları, DNA örnekleri ve tanık beyanlarıyla örtüşmediği açıkça belirtildi. Maktulün eve zorla girdiği veya evdekilere saldırdığına dair savunmaların, toplanan somut delillerle desteklenmediği kaydedildi.
İki aşamalı suçlama ve ağır ceza talebi
İddianamede, olay iki ayrı eylem olarak ele alındı. İlk aşamada, Ali Ç. ve ablasının, Hasan Akay'ı ev içerisinde darp ettikleri ve bu sırada cam bardak gibi cisimler kullanarak yaraladıkları ifade edildi. Maktulün vücudunda tespit edilen ekimozlar, bu darp eylemini doğrular nitelikte bulundu. İkinci ve en vahim eylem ise, Akay'ın evden ayrılmasının ardından gerçekleşti. Ali Ç.'nin, evdeki merdiven boşluğundan aldığı tüfekle, evden uzaklaşan Akay'ın sırtına yakın mesafeden ateş ettiği belirlendi. Savcılık, kullanılan silahın niteliği, hedef alınan bölgenin hayati önemi ve ateş edilen mesafe göz önüne alındığında, sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğinin tartışmasız olduğu kanaatine vardı.
Haksız tahrik iddiası reddedildi
Yargılama sürecinde en çok tartışılan konulardan biri, sanığın haksız tahrik hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı oldu. Savcılık, yaptığı detaylı incelemeler sonucunda, maktulün eve zorla girdiği veya evdekilere yönelik saldırgan bir tutum sergilediği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Bu nedenle, sanık Ali Ç. hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmaması gerektiği iddianamede net bir dille ifade edildi. Ayrıca, olayda kullanılan tüfeğin ruhsatsız olduğu ve 6136 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği uzman raporlarıyla kesinleşti. Ali Ç. hakkında kasten öldürme, ruhsatsız silah bulundurma ve silahla basit yaralama suçlarından ceza istenirken, ablası hakkında da silahla basit yaralama suçundan kamu davası açıldı.