Yıllardır aydınlatılmayı bekleyen Muhsin Yazıcıoğlu kazasında, FETÖ’nün operasyonel parmak izini taşıyan kritik delillere ulaşıldı; örgüt elebaşının doğrudan talimatıyla gerçekleştiği iddia edilen suikast planının detayları gün yüzüne çıktı.
Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen derinlemesine soruşturmayla yeni bir boyut kazandı. Yargı kaynaklarından sızan bilgiler, olayın bir kazadan ziyade, örgüt hiyerarşisi içinde planlanmış bir operasyon olduğuna dair şüpheleri güçlendiren somut bulguları ortaya koyuyor.
Radar kayıtları ve şüpheli uçuşlar mercek altında
Soruşturma dosyasına giren radar kayıtları, kaza anında bölgede bulunan savaş uçaklarının hareketliliğini odağına aldı. Amasya ve Malatya’dan havalanan F-16 ve F-4 tipi uçakların bölgedeki varlığı, özellikle bir F-4 uçağının sistemden kaybolmasıyla dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu uçakların yarattığı türbülansın helikopterler için ölümcül bir risk oluşturabileceğini vurgularken, söz konusu uçağın pilotu Ali Armağan’ın FETÖ bağlantıları soruşturmanın kilit noktalarından birini oluşturuyor. Armağan’ın, örgütün mahrem imamı Adil Öksüz ile yoğun irtibatı ve eşine ait parmak izinin Öksüz’ün evinde ele geçirilen bir kitapta bulunması, şüpheleri doğrudan örgüt merkezine çevirdi.
Mahrem imamların gizli seyahat ağı
Hava Kuvvetleri mahrem yapılanmasının kaza öncesi ve sonrası gerçekleştirdiği trafik, örgütün koordineli bir çalışma yürüttüğünü kanıtlar nitelikte. Örgüt imamlarının kaza öncesi Malatya’da bir araya gelmesi ve ardından darbe girişiminin kilit isimleri olan Kemal Batmaz ve Adil Öksüz ile kurulan temaslar, olayın bir zincirin halkası olduğunu gösteriyor. Özellikle kaza sonrası mahrem imamlar arasında gerçekleşen yüz yüze görüşmeler, dosyadaki yerini koruyor.
Tereyağından kıl çeker gibi halledildi
Örgüt içi yazışmalar ise olayın perde arkasındaki soğukkanlılığı gözler önüne seriyor. ByLock üzerinden yapılan bir görüşmede, olayın "tereyağından kıl çeker gibi halledildiği" ifadesinin kullanılması ve örgüt elebaşının bu durumu "sürecin en sıkıntılı hadisesi" olarak nitelendirmesi, talimatın merkezden geldiği iddialarını destekliyor.
Reddedilen teklif ölüm fermanı oldu
Soruşturmaya dahil edilen bir itirafçının beyanları ise olayın motivasyonunu netleştiriyor. İddiaya göre, örgütün Yazıcıoğlu’na yaptığı iş birliği teklifinin sert bir dille reddedilmesi, elebaşının "ortadan kaldırın" talimatını vermesine yol açtı. Yazıcıoğlu’nun şahsında herhangi bir açık bulamayan örgüt yönetiminin, bu kararı bir infaz süreci olarak kurguladığı değerlendiriliyor.
Şimdi gözler, aralarında tutuklu isimlerin de bulunduğu 29 şüphelinin vereceği ifadelere çevrilmiş durumda. Adalet arayışında kritik bir eşiğe gelen soruşturma, Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran bu karanlık olayı tamamen aydınlatmaya hazırlanıyor.