Mersin'de yürekleri sızlatan bir şiddet davasında hukuki süreç bambaşka bir boyuta evrildi. Atipik otizm tanısı bulunan 5 yaşındaki Kuzey Yılmaz'ın, eğitim aldığı merkezde öğretmeni S.P.C. tarafından şiddete maruz kaldığı iddiasıyla başlayan yargılama, artık çok daha ağır bir suçlama olan 'işkence' kapsamında değerlendirilecek. Mersin 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, dosyayı inceleyen heyet, sanığın eylemlerinin basit bir yaralama değil, sistematik bir baskı ve insan onuruyla bağdaşmayan bir tutum içerdiğine kanaat getirerek görevsizlik kararı verdi.
Eğitim bahanesiyle savunma
Sanık öğretmen S.P.C., mahkeme salonunda yaptığı savunmada suçlamaları reddederek, tüm eylemlerinin aslında çocuğu eğitme amacı taşıdığını öne sürdü. Otizmli çocuklarla çalışmanın özel bir sabır ve yakın temas gerektirdiğini savunan S.P.C., çocuğa yönelik fiziksel müdahalelerinin yanlış anlaşıldığını iddia etti. Sanık, 'Eziyet suçlamasıyla karşı karşıya kalmak çok üzücü. Amacım çocuğu eğitmek, Allah rızası almak ve ailesini mutlu etmekti. Çocuğu ittirmem veya ağzındaki salyayı silmem vurma olarak algılandı. Keşke bu kadar çaba göstermeseydim' ifadelerini kullanarak, 5 aydır tutuklu bulunmasına rağmen kimseye zarar vermediğini savundu. Ancak bu savunma, mağdur çocuğun ailesi tarafından kesin bir dille reddedildi. Anne Sermin Yılmaz, sanığın her eylemine bir kılıf uydurduğunu belirterek, 'Çocuğumun kulağını çekerken nasıl bir eğitim veriyordu? Türk adaletine güveniyorum ve bu kararın, çocuklarımıza el uzatmaya cüret edecek diğer kişiler için bir caydırıcılık oluşturmasını diliyorum' şeklinde konuştu.
Savcılıktan 'katalog suç' vurgusu
Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, olayın vahametini gözler önüne seren çarpıcı tespitlerde bulundu. Sanığın kamu görevlisi sıfatıyla çalıştığı kurumda, savunmasız bir çocuğa karşı ısrarlı ve sistematik bir şiddet uyguladığını vurgulayan savcı, bu eylemlerin 'katalog suçlar' kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün suç duyurusu ve bilirkişi raporundaki bulgularla desteklenen bu görüş, davanın seyrini tamamen değiştirdi. Savcılık, sanığın eylemlerinin 'kasten yaralama' sınırlarını aştığını ve 'işkence' suçunu oluşturduğunu ifade ederek, dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etti. Mahkeme heyeti de bu talebi yerinde bularak, sanığın tutukluluk halinin devamına ve dosyanın ağır ceza mahkemesine sevkine hükmetti.
Adalet arayışında yeni dönem
Olayın geçmişine bakıldığında, Mersin'deki bir Otizm Aile Danışma Merkezi'nde yaşanan bu vahim durum, ilk olarak 'beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki kişiye yönelik kasten yaralama' suçlamasıyla yargıya intikal etmişti. Ancak bilirkişi raporlarının, şiddetin tek seferlik değil, farklı tarihlerde tekrarlanan bir süreç olduğunu ortaya koyması, hukuki sürecin derinleşmesine neden oldu. Sanık S.P.C., son sözünde şaşkınlık içerisinde olduğunu ve çocuklara yaklaşımının vicdani olduğunu iddia etse de, mahkemenin verdiği görevsizlik kararı, savunmasız bir çocuğa yönelik bu tür eylemlerin toplum vicdanında ve hukuk önünde çok daha ağır karşılıkları olacağını bir kez daha tescilledi. Şimdi gözler, Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlayacak olan yeni yargılama sürecine çevrilmiş durumda.