Siirt'te 2024 yılında yaşanan ve kamuoyunun yakından takip ettiği Mekiye Akyel'in kayboluşuyla ilgili hukuki süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Boşandıktan sadece bir gün sonra ortadan kaybolan ve o günden bu yana izine rastlanmayan dört çocuk annesi Akyel'in dosyasında, uzun süredir beklenen iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Akyel ailesinin avukatı Gurbet Bilbay, iddianamenin kendilerine tebliğ edildiğini belirterek, sürecin artık yargılama aşamasına evrildiğini duyurdu. Daha önce Adalet Bakanlığı nezdinde yapılan girişimlerin ardından, ağır ceza mahkemesi başkanlığının dosyayı inceleyerek kabul etmesi, aile için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.
Deliller ve şüpheli telefon trafiği
Dosyanın detaylarına bakıldığında, soruşturmanın merkezinde yer alan şüphelilerin çelişkili beyanları ve teknik bulgular dikkat çekiyor. Avukat Bilbay, olayla ilgili yaptığı açıklamada, şüphelilerin fıstık bahçesinde bulunan ve tanıklar tarafından Mekiye Akyel'e ait olduğu teşhis edilen kıyafetlerin, davanın seyrini değiştiren önemli bir unsur olduğunu belirtti. Ancak kıyafetler üzerinde yapılan incelemelerde, aradan geçen uzun zaman dilimi nedeniyle DNA bulgusuna rastlanamadığı ifade edildi. Teknik incelemelerde ise baz istasyonu kayıtlarının, şüphelilerin ve kayıp kadının telefonlarının aynı anda sinyal verip aynı anda kapatıldığını ortaya koyması, olayın planlı bir boyutu olabileceği şüphesini güçlendiriyor.
Cesetsiz cinayet davasında emsal arayışı
Hukuki açıdan en zorlayıcı noktalardan biri, ortada bir ceset olmamasına rağmen davanın cinayet şüphesiyle yürütülüyor olmasıdır. Avukat Gurbet Bilbay, bu durumun Türkiye hukuk sisteminde çok az emsali bulunduğunu belirterek, mahkumiyet kararı alınabilmesi için yoğun bir çaba sarf ettiklerini dile getirdi. JASAT ekiplerinin daha önce 190 metrelik bir alanda yaptığı aramaların yeterli olmadığını savunan Bilbay, Gülistan Doku vakasında olduğu gibi JAK ekiplerinin de sürece dahil edilerek arama çalışmalarının derinleştirilmesini talep ediyor. Cesedin bulunmasının, adaletin tecellisi ve davanın kesinleşmesi açısından hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan avukat, bu davanın benzer faili meçhul dosyalar için bir emsal teşkil etmesini hedeflediklerini ifade etti.
Adalet Bakanlığı'nın girişimi ve zaman aşımı tartışmaları
Mekiye Akyel dosyası, Adalet Bakanı'nın faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik başlattığı özel çalışma kapsamında ele alınan altı dosyadan biri olma özelliğini taşıyor. Avukat Bilbay, Bakan Akın Gürlek'in bu konudaki öncü tutumuna teşekkür ederek, insani suçlarda zaman aşımı kavramının tartışmaya açılması gerektiğini savundu. Bazı çevrelerin on yıllık zaman aşımı süresine vurgu yapmasına karşın, vicdani ve insani boyutu olan suçlarda bu sürenin işletilmemesi gerektiği görüşü öne çıkıyor. Şüphelilerin çelişkili ifadeleri ve ellerindeki video kayıtları gibi somut delillerle mahkemeye giden aile, Mekiye Akyel'in akıbetinin bir an önce netleşmesini ve sorumluların hak ettikleri cezayı almasını bekliyor. Bu süreç, sadece bir kadının kayboluşunu değil, aynı zamanda faili meçhul dosyaların nasıl çözülebileceğine dair bir hukuk mücadelesini de temsil ediyor.