Adana'nın Çukurova ilçesine bağlı Salbaş Mahallesi'nde 24 Ağustos 2025 tarihinde meydana gelen ve kamuoyuna ilk yansıdığında sokak ortasında yaşanan bir tartışmanın trajik sonucu olarak sunulan olay, aslında çok daha derin ve planlı bir vahşeti barındırıyordu. ASKİ bünyesinde görev yapan 34 yaşındaki Haluk Taş'ın hayatını kaybettiği o gün, aslında bir iş yerinin kapalı kapıları ardında saatler süren bir işkence seansının yaşandığı ortaya çıktı. Olayın ardından başlatılan soruşturma süreci, ailenin ısrarlı adalet arayışı ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasıyla bambaşka bir boyuta evrildi.
Karanlık bir günün şifreleri
Olay günü, Haluk Taş'ın iş arkadaşı Bahri A. ile birlikte Salbaş Mahallesi'ne gitmesiyle başlayan süreç, bir yem dükkanında son buldu. İddialara göre, ikili mahallede yem satışı yapan Abdulkadir Ö.'nün iş yerine geçtikten sonra ortam bir anda gerildi. Bahri A.'nın 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak darp edildiğine dair ihbarda bulunması, olayın ilk resmi kaydı olarak sisteme girdi. Ancak hastaneye kaldırılan Bahri A.'nın ardından, Haluk Taş'ın da aynı bölgede ağır yaralı halde bulunduğu bilgisi ekiplere ulaştı. Olay yerine intikal eden ekipler, Taş'ı elleri ve kolları bağlanmış, vücudunun çeşitli yerlerine darbe almış ve boynuna aldığı sopa darbesiyle ağır yaralanmış bir halde buldu. Hastaneye kaldırılan genç adam, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Adalet arayışında tek tutuklu
Cinayetin ardından iş yeri sahibi Abdulkadir Ö. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Bahri A. hakkında önce ev hapsi kararı verildi, ardından bu tedbir de kaldırıldı. Her iki şüpheli de üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, kendilerinin de mağdur olduğunu öne sürdü. Ancak Taş ailesi, bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığına ve olayın arkasında daha geniş bir organizasyonun bulunduğuna inanıyor. Baba Mahmut Taş, oğlunun neden hedef alındığını bilmediklerini belirterek, devletin tüm kurumlarından olayın en ince ayrıntısına kadar araştırılmasını ve sorumluların ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasını talep ediyor. Baba Taş, sadece bir kişinin tutuklu olmasının vicdanlarını rahatlatmadığını, olay yerinde başka kişilerin de bulunduğunu düşündüklerini ifade ediyor.
Evlat acısı ve bitmeyen sorgular
Anne Elif Taş ise yaşadığı derin acıyı kelimelere dökmekte zorlanırken, tek isteklerinin adaletin yerini bulması olduğunu vurguluyor. İki evladından birini kaybetmenin yıkımını yaşayan anne Taş, bu vahşeti gerçekleştirenlerin de aynı acıyı tatması gerektiğini belirterek, adaletin tecelli etmesi için sonuna kadar mücadele edeceklerini söylüyor. Aile, olayın sadece bir kişi tarafından işlenemeyecek kadar karmaşık olduğunu savunarak, cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve olaya karışan herkesin hak ettiği cezayı almasını bekliyor. Haluk Taş'ın ölümüyle sonuçlanan bu karanlık olay, adli tıp raporları ve tanık ifadeleriyle birlikte mahkeme sürecinde tüm çıplaklığıyla ortaya konulmayı bekliyor.