Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen ve kamuoyunun yakından takip ettiği soruşturma süreci, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 3'üncü duruşma ile kritik bir aşamaya ulaştı. Görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 19 sanığın yargılandığı davada, cumhuriyet savcısı tarafından 217 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Karar aşamasına yaklaşan yargılama süreci, yoğun katılım nedeniyle Bolu Sosyal Bilimler Lisesi'nin spor salonunda oluşturulan özel bir alanda gerçekleştirildi. Tanju Özcan ve tutuklu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, duruşmaya cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılım sağlarken, diğer tutuklu sanıklar Ali Sarıyıldız ve Mustafa Altındal ise mahkeme salonunda hazır bulundu. Mahkeme heyeti, Özcan'ın duruşmada fiziken bulunma talebini ise reddetti.
İrtikap suçlamasına yazılı teklifli yanıt
Savunmasında özellikle zincir marketlere yönelik irtikap iddialarına odaklanan Tanju Özcan, savcılığın mütalaasında yer alan suçlamaların mantıksal bir zemine oturmadığını savundu. BOLSEV AŞ ve BOLSEV Vakfı'na gelir sağlamak amacıyla marketlere baskı yapıldığı iddiasını reddeden Özcan, Türkiye'de irtikap suçu işleyen birinin yazılı teklif dağıtmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtti. Özcan, market temsilcileriyle yapılan toplantıda sadece üst yönetime iletilmek üzere tekliflerin sunulduğunu, bu durumun bir zorlama değil, ticari bir görüşme süreci olduğunu ifade etti. Toplantı esnasında reklam ücretlerinin yüksek olduğu yönündeki eleştirilere verdiği yanıtın da çarpıtıldığını belirten Özcan, iddiaların somut bir delilden ziyade duyumlara dayandığını vurguladı.
Müfettiş raporları ve hukuki süreç
Savunmasının devamında, belediyeye yönelik yapılan denetimlerin hukuka uygunluğuna dikkat çeken Özcan, geçmişte belediyeye gelen müfettişlerin raporlarını hatırlattı. Müfettişlerin aylarca süren incelemeleri sonucunda, yapılan denetimlerin ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmediğinin belirlendiğini ifade eden Özcan, bu raporların savcılık tarafından göz ardı edildiğini iddia etti. Özcan, marketlerin şikayeti üzerine başlayan sürecin, müfettişlerin hukuka uygunluk tespitlerine rağmen farklı bir boyuta taşınmasının kabul edilemez olduğunu savundu. Denetimlerin belediyenin rutin işleyişi içerisinde gerçekleştiğini belirten Özcan, bu durumun irtikap suçuyla ilişkilendirilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirtti.
Tanık ifadelerindeki çelişkiler
Davada kilit rol oynayan isimlerden biri olan BOLSEV Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız'ın ifadelerine de sert eleştiriler getiren Özcan, suçlamaların büyük oranda bu beyanlara dayandırıldığını belirtti. Sarıyıldız'ın farklı zamanlarda verdiği beş ayrı ifade arasında ciddi çelişkiler olduğunu savunan Özcan, son ifadesinde duyuma dayalı bilgiler verdiğini itiraf eden bir tanığın beyanlarının esas alınmasını eleştirdi. Özcan, savcılığın bu durumu 'iki gramlık sinekten beş kilo yağ çıkartmaya çalışmak' olarak nitelendirerek, davanın temelindeki delil yetersizliğine dikkat çekti. MASAK raporları ve idari soruşturmalardan sonuç alınamaması üzerine, sadece Sarıyıldız'ın dilekçesiyle davanın bu noktaya geldiğini savunan Özcan, savunmasını tüm suçlamaları reddederek tamamladı.