Gaziantep'te yaklaşık dört yıl önce Özel Bossan Hastanesi'nde meydana gelen ve bir hastanın ölümüyle sonuçlanan trajik olay, yargı sürecinin tamamlanmasının ardından yeniden gündeme oturdu. Trafik kazası sonrası dizinden yaralanan ve genel sağlık durumu iyi olduğu belirtilen Abdurrezzak Baysal'ın, yoğun bakım ünitesinde yanlış ilaç uygulaması sonucu hayatını kaybetmesi, sağlık sistemindeki denetim eksikliklerini gözler önüne serdi. Mahkeme, olayda sorumluluğu bulunan hemşirelere hapis cezası verirken, Hemşireler ve Tüm Sağlık Profesyonelleri Sendikası (HEP-SEN) Genel Başkanı Yunus Şimşek, asıl sorumluların hastane yönetiminde aranması gerektiğini savundu.
Kritik birimde liyakatsiz görevlendirme iddiaları
Sendika Başkanı Şimşek, olayın gerçekleştiği yoğun bakım ünitesindeki işleyişin standartlara aykırı olduğunu belirterek çarpıcı iddialarda bulundu. Şimşek'in açıklamalarına göre, henüz dört günlük bir hemşirenin, hiçbir oryantasyon eğitimi almadan yoğun bakım gibi hayati öneme sahip bir birimde görevlendirilmesi, hastanenin personel politikasındaki büyük ihmali ortaya koyuyor. Daha da vahim olanı ise, mesleği hemşire olmayan bir kişinin, hastane yönetimi tarafından yoğun bakımda hemşirelik yapmaya zorlanması ve diğer personele bu kişi üzerinden talimat verilmesi. Şimşek, hekimlerin bu kişiyi diğer hemşirelere kıdemli olarak tanıttığını ve sorgusuz sualsiz itaat edilmesini istediğini belirterek, bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Yoğun bakımda doktor yok muydu?
Olayın yaşandığı dönemde yoğun bakım ünitesinde nöbetçi bir hekimin bulunmadığı iddiası, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek nitelikte bir başka tartışma konusu oldu. Şimşek, hekim istemi olmaksızın, hemşire olmayan bir çalışanın direktifiyle ilaç uygulaması yapıldığını ve kan örnekleri alındığını vurgulayarak, uzman görüşlerinin neden dikkate alınmadığını sordu. Sağlık Bakanlığı'nın bu özel hastaneye karşı herhangi bir idari yaptırım uygulayıp uygulamadığını sorgulayan sendika başkanı, hastane yönetiminin ihmallerinin üzerinin örtülmemesi gerektiğini belirtti. Şimşek, "Hastanenin hiç mi suçu yok?" sorusuyla, sadece sahada çalışan personelin değil, bu çalışma ortamını yaratan ve denetlemeyen kurumun da yargılanması gerektiğini dile getirdi.
Adalet arayışında yeni bir perde
Mahkeme heyeti, sanık hemşire Aslı E.'yi olası kastla öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırırken, Mustafa Ç. isimli diğer hemşireye ise 25 yıl hapis cezası verdi. Ancak HEP-SEN, bu kararın olayın sadece bir kısmını aydınlattığı görüşünde. Sendika, kovuşturma süreci boyunca adil yargılama ilkesinin tam anlamıyla işletilmediğini ve hastane yönetiminin sorumluluktan kaçtığını iddia ediyor. Kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini savunan Şimşek, olayın tüm boyutlarıyla, özellikle de hastane yönetiminin personel görevlendirme süreçleri ve yoğun bakım standartlarına uyumu açısından yeniden incelenmesi için mücadele edeceklerini açıkladı. Sağlık profesyonelleri, bu tür ihmallerin tekrarlanmaması için hastane yönetimlerinin de tıbbi hatalardan dolayı hukuki ve idari olarak sorumlu tutulması gerektiğini savunuyor.