Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde, Sahilkent Mahallesi Engürü Sitesi'nde yaşayan pandomim sanatçısı Şule Gürbüz, 10 Ekim tarihinde evinin bahçesini sanatseverlere açarak alışılmışın dışında bir etkinliğe imza attı. Tiyatro salonlarının soğuk ve mesafeli atmosferi yerine, bir evin verandasını sahne olarak seçen sanatçılar, Ayvalık'ın simgesi haline gelen zeytin ağacının gölgesini adeta doğal bir açık hava tiyatrosuna dönüştürdü. Bir Bipoların Manik Epikrizi-Adını Sen Koy isimli performans, pandomim sanatının özgün bestelerle harmanlandığı, Ayvalık'ta bu formatta ilk kez sergilenen bir çalışma olarak kayıtlara geçti. İzleyiciler, profesyonel bir sahne düzeni olmaksızın, sanatçılarla aralarındaki mesafenin tamamen ortadan kalktığı bu samimi ortamda sanatın birleştirici gücüne tanıklık etti.
Sanatın evrensel dili bahçeye taşındı
Henüz 17 yaşındayken pandomim sanatıyla tanışan ve kariyerinin yaklaşık 20 yılını yurt dışındaki hastanelerde palyaço doktor olarak çocuklara umut dağıtarak geçiren Şule Gürbüz, bu sanatın hayatındaki dönüştürücü etkisine dikkat çekti. Kelimelere ihtiyaç duymadan insanları bambaşka hayal dünyalarına taşıyabilmenin pandomimin en büyük gücü olduğunu belirten Gürbüz, bu gösteriyi kendi evinin bahçesinde gerçekleştirmenin kendisi için çok özel bir deneyim olduğunu ifade etti. Sanatın yalnızca belirli mekânlarla sınırlandırılmaması gerektiğini savunan sanatçı, komşularının ve çevredeki sanatseverlerin uzaklara gitmeden bu performansı izleyebilmesinin, sanatın ulaşılabilirliği açısından büyük bir adım olduğunu vurguladı. Gürbüz, projenin ilerleyen dönemlerde gerçek tiyatro sahnelerine, Türkiye'nin farklı şehirlerine ve hatta uluslararası platformlara taşınabileceğini, çünkü pandomim ve müziğin evrensel bir dil konuştuğunu belirtti.
Müzik ve pandomimin duygusal yolculuğu
Müzisyen kimliğinin yanı sıra eğitmen ve yaşam koçu olarak çalışmalarını sürdüren Serhat Gündoğdu ise uzun yıllara dayanan müzik birikimini performans sanatıyla birleştirme arzusunun bu eseri doğurduğunu anlattı. Gösterinin isimlendirilmesinde izleyicilerin de söz sahibi olmasını isteyerek esere Adını Sen Koy eklemesini yapan Gündoğdu, sanatın mutlaka büyük salonlarda sergilenmesi gerekmediğini, bir evin bahçesinde de hayat bulabileceğini savundu. Üniversite yıllarında Tatavla'nın Adayı adıyla düzenlediği ev konserlerinin bir devamı niteliğinde olan bu performans, piyano ve keman ezgilerinin beden diliyle bütünleştiği duygusal bir yolculuk sundu. İzleyiciler, sanatçıların mimikleri ve müziğin evrensel anlatımıyla kimi zaman hüzünlenirken kimi zaman derin düşüncelere daldı. Sanatçılarla seyirciler arasındaki fiziksel sınırların kalkması, etkinliği profesyonel bir gösteriden ziyade, paylaşılan ortak bir duygusal deneyime dönüştürdü.
Sıra dışı bir kültür sanat deneyimi
Ayvalık'ın yüzyıllardır süregelen zeytin kültürünün gölgesinde gerçekleşen bu buluşma, bölgenin kültür ve sanat yaşamına taze bir soluk getirdi. Gösteri, yüksek bütçelere, gösterişli dekorlara veya devasa sahne ışıklarına ihtiyaç duymadan da izleyiciyi etkilemenin mümkün olduğunu gözler önüne serdi. Sanatın her yerde yaşayabileceğini kanıtlayan bu sıra dışı etkinlik, izleyicilerden tam not alırken, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha hatırlattı. Şule Gürbüz ve Serhat Gündoğdu'nun bu cesur girişimi, sanatın sadece sahnelerde değil, hayatın tam içinde, bir zeytin ağacının altında bile nefes alabileceğini gösterdi. Ayvalık halkı için unutulmaz bir anıya dönüşen bu performans, sanatın sınırlarını aşan bir deneyim olarak hafızalara kazındı.