Bitlis merkeze bağlı Çeltikli köyünde, zamanın akışına meydan okuyan bir tarım hikâyesi yazılıyor. İsmini bizzat topraklarından çıkan üründen alan bu köyde, modern tarım makinelerinin gürültüsü yerine insan seslerinin ve dayanışmanın sıcaklığı hâkim. Köylüler, yüzyıllardır süregelen ata tohumu geleneğini koruyarak, teknolojinin dokunmadığı tarlalarda büyük bir özveriyle çeltik hasadını gerçekleştiriyor. Mayıs ayında çamur havuzlarında başlayan bu meşakkatli yolculuk, eylül ayının sonuna gelindiğinde yerini bereketli bir hasat sevincine bırakıyor.
Asırlık Tohumun İzinde Geleneksel Üretim
Köyün en önemli geçim kaynağı olan ve Şeyhciman pirinci olarak bilinen bu özel ürün, sadece lezzetiyle değil, üretim sürecindeki sadakatiyle de dikkat çekiyor. Yaklaşık 250 yıldır aynı tohumun kullanıldığı tarlalarda, kimyasal gübreye yer verilmiyor; bunun yerine tamamen doğal yöntemler ve hayvan gübresi tercih ediliyor. Üreticiler, bu pirincin en belirgin özelliğinin düşük şeker oranı olduğunu vurguluyor. Sağlık hassasiyeti bulunan tüketicilerin öncelikli tercihi haline gelen Şeyhciman pirinci, bu doğal yapısı sayesinde Türkiye'nin dört bir yanına, İstanbul'dan Antalya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyaya kargo yoluyla ulaştırılıyor.
İmece Usulüyle Harmanlanan Emek
Çeltik üretimi, sabır ve fiziksel güç gerektiren zorlu bir süreç. 60 yaşındaki üretici Ahmet Kın, dedesinden devraldığı bu mirası anlatırken, sürecin her aşamasında insan emeğinin kutsallığına vurgu yapıyor. Mayıs ayının ortasında başlayan ekim döneminde, köylüler bir araya gelerek çamurdan havuzlar oluşturuyor. Çeltik bitkisi, ilk iki ay boyunca sürekli su altında kalarak olgunlaşıyor; ardından suyun kesilmesiyle hasat vaktinin gelmesi bekleniyor. Hasat döneminde ise motorlu tırpanlar veya biçerdöverler devre dışı kalıyor. Çeltiğin hassas yapısı nedeniyle orakla, elle biçilen başaklar, traktörlerle düz alanlara taşınarak imece usulüyle harmanlanıyor. Rüzgârda savrularak samanından arındırılan ürün, güneşin altında kurutulduktan sonra değirmenlerin yolunu tutuyor.
Gelecek Nesillere Aktarılan Bir Kültür
Ahmet Kın, bu üretimin sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu ifade ediyor. Kendi çocukluğundan bugüne değişmeyen bu gelenek, köyün sosyal dokusunu da güçlendiriyor. Köylülerin birbirine yardım ederek gerçekleştirdiği bu çalışma, modern dünyanın hızına karşı bir duruş sergiliyor. Kın, dedelerinden ve babalarından miras kalan bu kadim yöntemi, kendi çocuklarına ve torunlarına da aktararak yaşatmayı hedefliyor. Şeyhciman pirincinin kalitesi, sadece toprağın veriminden değil, bu toprağa verilen emeğin ve kuşaktan kuşağa aktarılan tecrübenin birleşmesinden kaynaklanıyor. Bugün Türkiye'nin 81 iline gönderilen bu pirinç, Bitlis'in bereketli topraklarından sofralara uzanan, emeğin ve geleneğin en saf halini temsil ediyor.