Havadis | Bursa | Cumhuriyet sofralarının sesi ve lezzeti Pancar Deposu'nda yeniden hayat buldu

Cumhuriyet sofralarının sesi ve lezzeti Pancar Deposu'nda yeniden hayat buldu

Nilüfer Belediyesi'nin kültürel hafızayı tazeleyen Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar serisi, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki sofra adabını ve müzikal dönüşümü mercek altına alan özel bir etkinlikle yeni sezona merhaba dedi.

Nilüfer Belediyesi'nin kültürel hafızayı tazeleyen Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar serisi, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarındaki sofra adabını ve müzikal dönüşümü mercek altına alan özel bir etkinlikle yeni sezona merhaba dedi.

Cumhuriyet sofralarının sesi ve lezzeti Pancar Deposu'nda yeniden hayat buldu
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Bursa'nın kültürel yaşamında önemli bir yer edinen ve gastronomi ile müziğin disiplinlerarası birleşimini sunan Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar, yeni dönem açılışını oldukça dikkat çekici bir temayla gerçekleştirdi. Pancar Deposu'nun ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, katılımcıları Cumhuriyet'in ilk yıllarına, o dönemin değişen toplumsal alışkanlıklarına ve sofralarda yankılanan ezgilere doğru nostaljik bir yolculuğa çıkardı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı'nın titiz kurgusu ve sunumuyla gerçekleşen buluşma, Plak Döner, Çatal Şıkırdar: Cumhuriyet'in Sofraları ve Sesleri başlığı altında, dönemin ruhunu yansıtan detaylarla zenginleştirildi.

Mutfak kültüründe devrimsel değişim

Etkinliğin temel kurgusunu oluşturan Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, gastronomi ve etnomüzikolojiyi birleştiren yaklaşımıyla kültürel hafızanın önemine dikkat çekti. Varlı, Osmanlı'nın son dönemlerinde dışarıda yemek yeme kültürünün ve modern restoran anlayışının daha çok saray çevresiyle sınırlı kaldığını hatırlatarak, Cumhuriyet ile birlikte bu durumun köklü bir değişime uğradığını belirtti. Halkın modern hizmetlerden yararlanmaya başlamasıyla birlikte, sofra kültürünün de demokratikleştiğini ve toplumsal yaşamın bir parçası haline geldiğini vurguladı. Bursa'nın bu dönüşüm sürecindeki stratejik rolü ise söyleşinin en ilgi çekici noktalarından biri olarak öne çıktı.

Atatürk'ün sofrasında müzik ve tevazu

Söyleşinin konuklarından taş plak koleksiyoncusu ve araştırmacı Cemal Ünlü, Mustafa Kemal Atatürk'ün akşam sofralarına dair az bilinen detayları paylaştı. Atatürk'ün sofralarının gösterişten uzak, bütçeye uygun ve oldukça sade olduğunu belirten Ünlü, bu masaların aynı zamanda devlet meselelerinin konuşulduğu ve sanatın icra edildiği birer okul niteliği taşıdığını ifade etti. Sofralarda ağırlanan heyetlerin huzurunda icra edilen mahur fasılları, dönemin müzikal atmosferini gözler önüne serdi. Viyolonsel sanatçısı İdil Onaran Sulaoğlu ise Cumhuriyet'in modernleşme projesinde müziğin oynadığı kritik role değinerek, Türk Beşleri olarak bilinen bestecilerin devlet teşvikiyle yurt dışında eğitim alarak Türk müziğini evrensel standartlara taşıma çabalarını anlattı.

Tarihi lezzetler ve ezgiler eşliğinde kapanış

Söyleşi, sadece anlatılanlarla değil, aynı zamanda sunulan müzikal performans ve özel menüyle de katılımcılara unutulmaz bir deneyim yaşattı. Mazi Kalbimde Bir Yaradır tangosu, Yanık Ömer ve Sarı Zeybek gibi dönemin ruhunu yansıtan eserlerin seslendirildiği konser, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Etkinliğin finalinde ise katılımcılara, Cumhuriyet'in ilk yıllarının mutfak kültürünü yansıtan özel bir menü ikram edildi. Tarhana çorbası, üzüm hoşafı ve köy ekmeği gibi geleneksel lezzetlerin yanı sıra, dönemin Batılılaşma etkilerini taşıyan mousseline soslu kuşkonmaz ve marşal pastası gibi seçenekler, sofraların o dönemdeki zenginliğini ve çeşitliliğini simgeleyen birer lezzet durağı olarak sunuldu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız