Son dönemde su sporlarına meraklı olanların vazgeçilmezi haline gelen ve sosyal medya paylaşımlarıyla popülerliği zirveye ulaşan SUP board, yani ayakta kürek sörfü, hem bireysel hem de grup etkinlikleriyle dikkat çekiyor. Bursa Mudanya kıyılarında gün doğumunun huzurunu ya da gün batımının renklerini yakalamak isteyen onlarca kişi, ışıklı sörf tahtalarıyla denize açılıyor. Ancak dışarıdan bakıldığında oldukça sakin ve huzurlu görünen bu aktivite, bilinçsizce yapıldığında ciddi tehlikelere davetiye çıkarabiliyor.

Güvenlik kuralları keyfin önüne geçmeli
Türkiye Kano Federasyonu onaylı eğitimci Aysel Gizem Ağgünlü, bu sporun sadece bir tahta ve kürekten ibaret olmadığını, arkasında ciddi bir güvenlik disiplini gerektirdiğini belirtiyor. Ağgünlü, dalga, rüzgar ve akıntı gibi değişkenlerin hayati risk taşıdığını vurgulayarak, hava koşulları uygun olmadığında etkinlikleri hiç düşünmeden iptal ettiklerini ifade ediyor. Özellikle kıyıdan açığa doğru esen rüzgarların, deneyimsiz sporcuları dakikalar içinde metrelerce açığa sürükleyebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Yüzme bilip bilmemekten bağımsız olarak, can yeleği kullanımının tartışmasız bir zorunluluk olduğunun altını çizen uzmanlar, ayak bağlarının da mutlaka takılması gerektiğini hatırlatıyor.

Doğru teknik dengeyi kolaylaştırıyor
SUP board sporuna yeni başlayanların en büyük sorunu dengeyi sağlamak ve ayağa kalkarken yaşanan heyecan oluyor. Aysel Gizem Ağgünlü, yeni başlayanların sıkça yaptığı hataları şöyle özetliyor: En sık karşılaşılan hata, sporcunun ayaklarına bakması ve vücudunu gereksiz yere kasmasıdır. Oysa karşıya odaklanıp dizleri hafifçe kırmak, dengeyi çok daha kolay kurmayı sağlıyor. Dışarıdan bakıldığında sadece kürek çekiliyormuş gibi görünse de bu spor; karın, bel, bacak, sırt ve kol kaslarını aynı anda çalıştıran tam bir vücut egzersizi sunuyor. Ayrıca denizin üzerinde olmak, zihinsel bir rahatlama sağlarken, karadan ulaşılması imkansız olan gizli koyları keşfetme imkanı tanıyor.

Deneyimli isimlerden kritik tavsiyeler
Grup etkinliklerinde katılımcıların belirlenen rotanın dışına çıkmamasının hayati önem taşıdığını belirten eğitmen Aykut Gürer, panik anında profesyonel desteğin önemine dikkat çekiyor. Gürer, iyi yüzme bilenlerin bile suya düştüklerinde panikleyebileceklerini, bu nedenle can yeleğinin her zaman üzerinde olması gerektiğini vurguluyor. Boardun kişiden uzaklaşması durumunda onu yakalamaya çalışmanın ciddi bir yorgunluk ve risk oluşturabileceğini belirten Gürer, yüzme bilmeyenlerin ise mutlaka antrenör veya cankurtaran eşliğinde suya çıkması gerektiğini ifade ediyor.

Küçük yaşta başlayan bilinçli sporcu
Aysel Gizem Ağgünlü'nün 11 yaşındaki kızı Eylül Beren Hacıoğlu, annesinin rehberliğinde bu sporu küçük yaşta öğrenenlerden. İlk başlarda zorlandığını ancak zamanla kürek kullanma becerisini geliştirdiğini anlatan Hacıoğlu, güvenlik önlemlerini asla ihmal etmediğini belirtiyor. Annesiyle birlikte sürekli antrenman yaptıklarını söyleyen genç sporcu, suya her çıktığında can yeleğini giydiğini ve ayak bağını taktığını, bu sayede hem güvende hissettiğini hem de sporun tadını çıkardığını dile getiriyor.



